Hayatımızdaki en derin izleri bırakan bağlardan biri çoğu zaman fark etmeden içinde büyüdüğümüz anneyle olan ilişkidir. Daha konuşmayı bilmezken onun gözlerine bakarak kendimizi tanır, onun kucağında güveni öğrenir, ses tonuyla huzuru ya da kaygıyı hissederiz.
Anneyle kurulan bu erken bağ, yalnızca çocukluk dönemini değil; yetişkinlikte kurduğumuz ilişkileri, kendimize bakışımızı, hayata karşı cesaretimizi ve hatta başarımızı bile etkiler.
Çünkü anne, çocuğun ilk aynasıdır; “Sen değerlisin, güvendesin, yeterlisin” mesajını verir ya da sessizce tam tersi duyguları yerleştirir. Bu yüzden çoğumuz farkında olmadan bugün yaşadığımız kaygıları, ilişkisel sorunları, hatta yalnızlık hissini çocuklukta şekillenen bu bağda taşırız.