İnsan Neden İyi Hissetmekten Korkar?

İnsan neden iyi hissetmekten korkar ve kendini sabote eder Bazı insanlar hayatında güzel bir şey olduğunda rahatlamak yerine gerilir. Bir ilişki iyi gidiyordur, işler yavaş yavaş yoluna giriyordur, uzun zamandır beklediği bir fırsat karşısına çıkmıştır; ama içeride tuhaf bir huzursuzluk başlar. Sanki bu iyi hal uzun sürmeyecekmiş, birazdan kötü bir şey olacakmış ya da her şey bir anda bozulacakmış gibi hisseder.

Bu durum dışarıdan bakıldığında garip görünebilir. Çünkü insanın iyi hissettiğinde rahatlaması beklenir. Oysa bazı insanlar için huzur tanıdık bir duygu değildir. Zihin yıllarca kaygıya, eleştiriye, belirsizliğe, terk edilmeye ya da hayal kırıklığına alıştıysa; iyi gelen şeyler bile güvenli değil, yabancı hissettirebilir.

İşte bu yüzden bazı insanlar mutlu olduklarında bile tetikte kalır. Sevildiğinde şüphelenir, işleri yoluna girdiğinde endişelenir, sakin bir dönem başladığında “bu sessizlik hayra alamet değil” diye düşünür. Çünkü zihin bazen iyi olanı da kaybedilecek bir şey gibi algılar. Ve insan kaybetmekten korktuğu şeyi yaşamaya bile cesaret edemez.

Bu yazıda, insanın neden iyi hissetmekten korkabileceğini, güzel şeyler olduğunda neden huzursuz olabileceğini ve bu durumun kendini sabote etme, kaygı, suçluluk ve güvenlik hissiyle nasıl bağlantılı olduğunu ele alacağız.
devamını oku

Panik Atak Belirtileri Nelerdir? Panik Atak Nasıl Anlaşılır?

panik atak belirtileriPanik atak, kişinin bir anda yoğun korku, kaygı ve bedensel alarm hali yaşadığı bir durumdur. Çoğu zaman beklenmedik şekilde ortaya çıkar ve kişi o an gerçekten kötü bir şey olacakmış gibi hisseder. Kalp hızlanır, nefes değişir, beden gerilir ve zihin hızla felaket senaryoları üretmeye başlar. Bu nedenle panik atak belirtileri çoğu zaman kalp krizi, bayılma, kontrolü kaybetme ya da ölüm korkusu ile karıştırılabilir.

Panik atağın en zor taraflarından biri, belirtilerin çok gerçek ve çok yoğun hissedilmesidir. Kişi çoğu zaman “Kalp krizi mi geçiriyorum?”, “Bayılacak mıyım?”, “Kontrolümü mü kaybediyorum?” gibi düşünceler yaşayabilir. Bu nedenle panik atak yalnızca psikolojik bir korku hali gibi düşünülmemelidir. Beden de bu sürecin içinde güçlü şekilde yer alır.

Panik atak yaşayan kişi için o anı tarif etmek kolay değildir. Dışarıdan bakıldığında birkaç dakika süren bir kaygı hali gibi görünebilir; fakat içeride kişi yoğun bir tehdit algısı yaşar. Zihin ve beden aynı anda alarm verir. Bu yüzden panik atak belirtilerini bilmek, yaşanan durumu anlamak ve doğru adımı atmak açısından önemlidir.
devamını oku

Kalp Çarpıntısı Psikolojik Olabilir mi?

kalp çarpıntısının psikolojik belirtileri nelerdir

Kalp çarpıntısı yaşayan birçok kişi ilk anda bunun ciddi bir fiziksel sorun olabileceğini düşünür. Kalbin hızlı atması, göğüste baskı hissi, nefesin daralması ya da bedenin bir anda alarm durumuna geçmesi oldukça korkutucu olabilir. Kişi o an yalnızca kalbinin hızlı attığını değil, “bana bir şey mi oluyor?” düşüncesini de yoğun şekilde yaşayabilir. Bu yüzden kalp çarpıntısı ciddiye alınması gereken bir belirtidir.

Ancak her kalp çarpıntısı doğrudan kalp hastalığı anlamına gelmez. Bazen çarpıntının arkasında yoğun stres, kaygı, panik atak ya da uzun süredir biriken psikolojik yükler olabilir. İnsan bedeni yalnızca fiziksel sorunlara tepki vermez; zihinsel baskı, duygusal gerginlik ve sürekli tetikte olma hali de bedende güçlü belirtiler oluşturabilir. Kalp çarpıntısı bu belirtilerden biri olarak ortaya çıkabilir.

Psikolojik kaynaklı kalp çarpıntısı genellikle bedenin “tehlike var” sinyali üretmesiyle ilişkilidir. Ortada gerçek bir tehlike olmasa bile zihin bir durumu tehdit gibi algıladığında beden alarm moduna geçer. Kalp daha hızlı atar, nefes değişir, kaslar gerilir ve kişi kendini huzursuz hisseder. Dışarıdan sakin görünen biri, içeride yoğun bir kaygı ve alarm hali yaşıyor olabilir.

devamını oku

Ankara Çift Terapisi: Çift Terapisi Ne Zaman Gerekir?

Ankara çift terapisi ve evlilikte iletişim sorunlarıÇift terapisiyle ilgili en yaygın yanlış düşüncelerden biri, terapiye ancak ilişki bitme noktasına geldiğinde başvurulması gerektiğidir. Oysa çift terapisi yalnızca ayrılık, boşanma ya da büyük kriz dönemlerinde alınan bir destek değildir. İlişkide iletişim zayıflamaya başladığında, taraflar birbirini duymakta zorlandığında veya aynı sorunlar sürekli tekrar ettiğinde de çift terapisi önemli bir destek alanı olabilir.

Birçok çift, sorunlar uzun süre biriktikten sonra destek aramaya başlar. Bu noktada kırgınlıklar çoğalmış, güven zedelenmiş ve tarafların birbirine karşı tahammülü azalmış olabilir. Böyle durumlarda terapi yine de faydalı olabilir; ancak sorunlar çok büyümeden başvurmak sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur.

Çift terapisine başvurmak, ilişkinin kötü olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, ilişkiye dair sorumluluk alma isteğini gösterebilir. Çünkü bazı çiftler sorunları görmezden gelmek yerine anlamaya çalışır. Bu da ilişkinin geleceği açısından önemli bir adımdır.

Çift terapisi şu sorulara yanıt arayan çiftler için oldukça anlamlı olabilir:

devamını oku