Bazı insanlar hayatında güzel bir şey olduğunda rahatlamak yerine gerilir. Bir ilişki iyi gidiyordur, işler yavaş yavaş yoluna giriyordur, uzun zamandır beklediği bir fırsat karşısına çıkmıştır; ama içeride tuhaf bir huzursuzluk başlar. Sanki bu iyi hal uzun sürmeyecekmiş, birazdan kötü bir şey olacakmış ya da her şey bir anda bozulacakmış gibi hisseder.
Bu durum dışarıdan bakıldığında garip görünebilir. Çünkü insanın iyi hissettiğinde rahatlaması beklenir. Oysa bazı insanlar için huzur tanıdık bir duygu değildir. Zihin yıllarca kaygıya, eleştiriye, belirsizliğe, terk edilmeye ya da hayal kırıklığına alıştıysa; iyi gelen şeyler bile güvenli değil, yabancı hissettirebilir.
İşte bu yüzden bazı insanlar mutlu olduklarında bile tetikte kalır. Sevildiğinde şüphelenir, işleri yoluna girdiğinde endişelenir, sakin bir dönem başladığında “bu sessizlik hayra alamet değil” diye düşünür. Çünkü zihin bazen iyi olanı da kaybedilecek bir şey gibi algılar. Ve insan kaybetmekten korktuğu şeyi yaşamaya bile cesaret edemez.
Bu yazıda, insanın neden iyi hissetmekten korkabileceğini, güzel şeyler olduğunda neden huzursuz olabileceğini ve bu durumun kendini sabote etme, kaygı, suçluluk ve güvenlik hissiyle nasıl bağlantılı olduğunu ele alacağız.
devamını oku