Kendine Acımasız Davranmak Neden Olur?

kendine acımasız davranmak ve sert iç ses üzerine düşünen kişi görseli
Kendine acımasız davranmak, kişinin hata yaptığında, yorulduğunda ya da eksik kaldığında kendisini sert biçimde yargılamasıyla ilişkili olabilir.

Kendine acımasız davranmak, kişinin hata yaptığında, yorulduğunda, eksik kaldığında ya da istediği gibi davranamadığında kendisini sert bir dille yargılamasıdır. Bu durumda insan sadece davranışını değerlendirmez. Kendi değerini, yeterliliğini ve sevilmeye layık olup olmadığını da sorgulamaya başlar.

Bazı insanlar başkasına gösterdiği anlayışı kendisine gösteremez. Bir arkadaşının hatasını insanca görür ama kendi hatasında kendini ağır şekilde suçlar. Başkasının yorgunluğunu normal karşılar ama kendi yorgunluğunu zayıflık gibi yaşar.

Kendine acımasız davranmak çoğu zaman disiplinli olmakla karıştırılır. Oysa disiplin kişiyi toparlar. Acımasızlık ise kişiyi içeriden yorar. Kişi daha iyi olmak isterken, kendi iç sesinin baskısı altında daha da tükenebilir.
devamını oku

İlişkide Kendini Kanıtlama İhtiyacı Neden Olur?

ilişkide kendini kanıtlama ihtiyacı ve sevilmek için sürekli çabalama üzerine ilişki temalı görsel
İlişkide kendini kanıtlama ihtiyacı, kişinin sevilmek, değer görmek ya da terk edilmemek için sürekli daha fazla çabalamasıyla ilişkili olabilir.

İlişkide kendini kanıtlama, kişinin sevilmek, seçilmek, değer görmek ya da haklı bulunmak için sürekli daha fazla çabalaması durumudur. Bu ihtiyaç bazen açıkça fark edilir. Bazen de sürekli açıklama yapmak, alttan almak, fazla fedakârlık etmek, kendini savunmak ya da partnerin gözünde yeterli olmaya çalışmak şeklinde ortaya çıkar.

Kişi ilişkide yalnızca sevilmek istemez; sevilmeyi hak ettiğini de ispatlamak zorunda hisseder. Partnerin ilgisini kaybetmemek için daha anlayışlı olur, daha sabırlı davranır, daha çok açıklama yapar, daha çok uyum sağlar. Fakat bütün bu çabaya rağmen içten içe rahatlayamaz.

İlişkide kendini kanıtlama ihtiyacı çoğu zaman onaylanma ihtiyacı, değersizlik hissi, terk edilme korkusu, çocuklukta görülmeme, ilişkide sürekli eleştirilme ya da sevginin koşullu öğrenilmesiyle bağlantılı olabilir.
devamını oku

Duygusal Uyuşma Nedir? Hiçbir Şey Hissetmemek Ne Anlama Gelir?

duygusal uyuşma ve hiçbir şey hissetmemek üzerine yalnızlık temalı psikoloji görseli
Duygusal uyuşma, kişinin acıya, sevince, yakınlığa ya da hayata karşı eskisi kadar temas kuramamasıyla ilişkili olabilir.

Duygusal uyuşma, kişinin sevinç, üzüntü, öfke, heyecan ya da yakınlık gibi duygulara eskisi kadar temas edememesi durumudur. Kişi bazen “hiçbir şey hissetmiyorum”, “içim boş gibi”, “ağlayamıyorum”, “sevinemiyorum” ya da “olan bitene uzaktan bakıyor gibiyim” diyebilir.

Bu durum her zaman duygusuzluk anlamına gelmez. Bazen kişi çok şey hissettiği için değil, artık daha fazla hissetmeye dayanamadığı için kapanır. Duygusal uyuşma çoğu zaman zihnin ve bedenin kendini korumaya çalıştığı bir savunma hali olabilir.

İnsan uzun süre kaygı, stres, travma, hayal kırıklığı, yas, ilişki sorunları ya da tükenmişlik yaşadığında duygusal sistemi yorulabilir. Bir noktadan sonra kişi artık acıyı da, sevinci de, özlemi de aynı canlılıkta hissedemez. Bu da hayatı uzaktan izliyormuş gibi bir his yaratabilir.
devamını oku

Sürekli Açıklama Yapma İhtiyacı Neden Olur?

sürekli açıklama yapma ihtiyacı üzerine tartışan çift görseli
Sürekli açıklama yapma ihtiyacı, kişinin ilişkide kendini savunmak, yanlış anlaşılmamak ve suçlu görünmemek için sürekli tetikte kalmasına neden olabilir.

Sürekli açıklama yapma ihtiyacı, kişinin kendini yanlış anlaşılmaktan korumak, suçlu görünmemek, karşı tarafı ikna etmek ya da kabul görmek için gereğinden fazla savunmaya geçmesidir. İnsan bazen kendini anlatmak ister. Bu doğaldır. Ancak kişi her davranışını, her kararını, her duygusunu uzun uzun açıklamak zorunda hissediyorsa, bu durum zamanla yorucu bir döngüye dönüşebilir.

Bazı insanlar hayır dediğinde açıklama yapar. Kırıldığında açıklama yapar. Mesafe koyduğunda açıklama yapar. Bir şeye yetişemediğinde açıklama yapar. Hatta yanlış bir şey yapmadığında bile kendini savunur. Çünkü içten içe “Yanlış anlaşılmamalıyım”, “Beni kötü biri sanmasınlar”, “Kızmasınlar”, “Beni terk etmesinler” gibi düşünceler taşır.

Sürekli açıklama yapma ihtiyacı çoğu zaman sadece iletişim alışkanlığı değildir. Bu ihtiyacın arkasında suçluluk duygusu, onaylanma ihtiyacı, değersizlik hissi, çocuklukta sık eleştirilmek, ilişkide suçlanmak, sınır koyamamak ya da terk edilme korkusu olabilir.
devamını oku