İnsan Neden İyi Hissetmekten Korkar?

İnsan neden iyi hissetmekten korkar ve kendini sabote eder Bazı insanlar hayatında güzel bir şey olduğunda rahatlamak yerine gerilir. Bir ilişki iyi gidiyordur, işler yavaş yavaş yoluna giriyordur, uzun zamandır beklediği bir fırsat karşısına çıkmıştır; ama içeride tuhaf bir huzursuzluk başlar. Sanki bu iyi hal uzun sürmeyecekmiş, birazdan kötü bir şey olacakmış ya da her şey bir anda bozulacakmış gibi hisseder.

Bu durum dışarıdan bakıldığında garip görünebilir. Çünkü insanın iyi hissettiğinde rahatlaması beklenir. Oysa bazı insanlar için huzur tanıdık bir duygu değildir. Zihin yıllarca kaygıya, eleştiriye, belirsizliğe, terk edilmeye ya da hayal kırıklığına alıştıysa; iyi gelen şeyler bile güvenli değil, yabancı hissettirebilir.

İşte bu yüzden bazı insanlar mutlu olduklarında bile tetikte kalır. Sevildiğinde şüphelenir, işleri yoluna girdiğinde endişelenir, sakin bir dönem başladığında “bu sessizlik hayra alamet değil” diye düşünür. Çünkü zihin bazen iyi olanı da kaybedilecek bir şey gibi algılar. Ve insan kaybetmekten korktuğu şeyi yaşamaya bile cesaret edemez.

Bu yazıda, insanın neden iyi hissetmekten korkabileceğini, güzel şeyler olduğunda neden huzursuz olabileceğini ve bu durumun kendini sabote etme, kaygı, suçluluk ve güvenlik hissiyle nasıl bağlantılı olduğunu ele alacağız.
devamını oku

Psikoloji Sözlüğü – Psikolojide Sık Kullanılan Terimler

Adaptasyon: Organizmanın çevresel koşullara uyum sağlama süreci.
Aile Terapisi: Aile içi ilişkileri ve iletişimi güçlendirmeye odaklanan terapi türü.
Algı: Duyusal bilgilerin anlamlandırılması süreci.
Aleksitimi: Duyguları tanıma ve ifade etmede yaşanan güçlük.
Alt Benlik: Freud’un yapısal kuramında, içgüdüsel dürtüleri temsil eden ID’in halk dilindeki karşılığı.
Anksiyete: Nedeni belirli ya da belirsiz olan yoğun kaygı hali.
Antisosyal Kişilik Bozukluğu: Toplum kurallarına uymama ve empati eksikliğiyle tanımlanan kişilik örüntüsü.
Arketip: Jung’a göre insanlığın ortak bilinçdışında yer alan evrensel semboller.
Asimilasyon: Yeni bilgilerin mevcut zihinsel yapıya uyarlanması süreci.
Ayna Nöronlar: Başkasının davranışlarını gözlemlediğimizde etkinleşen, empatiyle ilişkili beyin hücreleri.
Bağlanma: Çocuğun bakım verenle kurduğu ilk duygusal ilişki biçimi.
Bağlanma Kuramı: Bowlby tarafından geliştirilen, erken bağlanmanın yetişkin ilişkilerini etkilediğini açıklayan kuram.
Bastırma: Rahatsız edici duygu ve düşüncelerin bilinçten uzaklaştırılması.
Bedenselleştirme: Psikolojik sıkıntıların bedensel belirtilerle ifade edilmesi.
Benlik: Kişinin kendine dair algısı ve kimlik duygusu.
Benlik Saygısı: Kişinin kendine verdiği değer.
Benlik Kurgusu: Kişinin kendi hikayesini nasıl algıladığı ve anlamlandırdığı yapı.
Bilgi İşleme: Zihnin bilgiyi alma, depolama ve geri çağırma süreçleri.
Bilinç: O anda farkında olunan duygu, düşünce ve algıların toplamı.
Bilinçdışı: Farkında olunmayan ancak davranışları etkileyen zihinsel süreçler.

devamını oku

Suçluluk Duygusu: Sessizce İçimizi Kemiren Duygu

Hayat bazen geçmişin gölgesinde geçer. Bir karar alırız, bir kelime söyleriz ya da sadece bir şeyi yapmadığımız için yıllar boyu içten içe kendimizi suçlarız. Zaman geçer, hayat değişir ama içimizdeki o ince sızı kalır. Bazı duygular vardır, açıkça ortaya çıkmazlar ama sessizce içeride büyür, şekil değiştirir, bazen bedenimize ağrı olarak, bazen huzursuzluk olarak geri döner. İşte suçluluk duygusu da bunlardan biridir. Açık bir ifade bulamaz çoğu zaman; yüzleşilmediği için yıllarca bastırılır, yutulur, ama içten içe kişinin benlik algısını kemirmeye devam eder.

devamını oku

İlişkilerinde neden hep aynı hatayı yapıyorsun?

İlişkilerde kendinizi hep aynı döngünün içinde buluyor musunuz? Farklı kişilerle tanışıyorsunuz, belki her seferinde “Bu sefer farklı olacak” diyorsunuz ama sonunda yine aynı kırgınlıklar, aynı tartışmalar ve aynı mutsuzluk… Eğer bu cümleler size tanıdık geliyorsa, merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Aslında bu, çoğumuzun farkında olmadan yaptığı bir şey.

Çünkü ilişkilerde yaptığımız hatalar sadece o anki durumlarla ilgili değil, bizim geçmişimiz, çocukluğumuz, ailemiz ve öğrendiğimiz ilişki kalıplarıyla da çok yakından bağlantılıdır. Peki, neden hep benzer ilişkilere giriyoruz? Neden geçmişte bizi üzen birini bırakıp yeni bir ilişkiye başladığımızda bile benzer sorunlarla karşılaşıyoruz?
devamını oku