
Kalp çarpıntısı yaşayan birçok kişi ilk anda bunun ciddi bir fiziksel sorun olabileceğini düşünür. Kalbin hızlı atması, göğüste baskı hissi, nefesin daralması ya da bedenin bir anda alarm durumuna geçmesi oldukça korkutucu olabilir. Kişi o an yalnızca kalbinin hızlı attığını değil, “bana bir şey mi oluyor?” düşüncesini de yoğun şekilde yaşayabilir. Bu yüzden kalp çarpıntısı ciddiye alınması gereken bir belirtidir.
Ancak her kalp çarpıntısı doğrudan kalp hastalığı anlamına gelmez. Bazen çarpıntının arkasında yoğun stres, kaygı, panik atak ya da uzun süredir biriken psikolojik yükler olabilir. İnsan bedeni yalnızca fiziksel sorunlara tepki vermez; zihinsel baskı, duygusal gerginlik ve sürekli tetikte olma hali de bedende güçlü belirtiler oluşturabilir. Kalp çarpıntısı bu belirtilerden biri olarak ortaya çıkabilir.
Psikolojik kaynaklı kalp çarpıntısı genellikle bedenin “tehlike var” sinyali üretmesiyle ilişkilidir. Ortada gerçek bir tehlike olmasa bile zihin bir durumu tehdit gibi algıladığında beden alarm moduna geçer. Kalp daha hızlı atar, nefes değişir, kaslar gerilir ve kişi kendini huzursuz hisseder. Dışarıdan sakin görünen biri, içeride yoğun bir kaygı ve alarm hali yaşıyor olabilir.