
Duygusal yeme, kişinin fiziksel olarak aç olmadığı halde stres, sıkıntı, yalnızlık, öfke, üzüntü, hayal kırıklığı veya boşluk hissi gibi duygularla baş etmek için yemeğe yönelmesidir. Burada yemek yalnızca açlığı gidermek için kullanılmaz; kısa süreli rahatlama, oyalanma, kendini ödüllendirme ya da rahatsız edici bir duygudan uzaklaşma aracı haline gelebilir. Kişi çoğu zaman bu davranışı bilinçli olarak seçmez. Yeme isteği o kadar otomatik gelişebilir ki, asıl tetikleyenin açlık mı yoksa duygu mu olduğunu fark etmek zorlaşır.
Kişi bazen gün boyunca ne hissettiğini fark etmez. İşine devam eder, sorumluluklarını yerine getirir, insanlarla konuşur ve günün temposuna uyum sağlar. Ancak bastırılan ya da ertelenen duygular özellikle günün sonunda daha görünür hale gelebilir. Akşam eve geldiğinde kendisini mutfakta bulabilir. Bazen bir tartışmanın ardından tatlı ister. Bazen yoğun bir iş gününden sonra tok olduğu halde bir şeyler yemeye devam eder. Bazen de belirgin bir stres yaşamasa bile can sıkıntısı, yalnızlık veya kendini boşlukta hissetme hali yeme isteğini tetikleyebilir.
Bu noktada yemek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Kişinin dikkati duygusundan uzaklaşır, bedensel olarak bir doyum hissi oluşur ve birkaç dakika için gerginlik azalabilir. Ancak duygusal ihtiyaç ortadan kalkmadığı için rahatlama kalıcı olmaz. Hatta bazı durumlarda yeme davranışının ardından suçluluk, pişmanlık veya kendine kızma da eklenebilir. Böylece kişi ilk başta kaçmaya çalıştığı duygunun yanına yeni ve daha zorlayıcı duygular eklemiş olur.
devamını oku