Mobbing Nedir? İş Yerinde Psikolojik Şiddet Nasıl Anlaşılır?

mobbing ve iş yerinde psikolojik şiddeti anlatan sade profesyonel blog görseli
Mobbing, iş yerinde sistematik biçimde dışlanma, küçümsenme, yıldırılma veya itibarsızlaştırılma şeklinde ortaya çıkabilen psikolojik taciz sürecidir.

Mobbing, iş yerinde bir çalışanın sistematik biçimde dışlanması, küçümsenmesi, itibarsızlaştırılması, baskı altında tutulması veya yıldırılmaya çalışılmasıyla ortaya çıkan psikolojik taciz sürecidir. Her anlaşmazlık, yoğun iş temposu, yöneticinin eleştirisi ya da çalışma arkadaşları arasındaki gerilim mobbing değildir. Mobbingi ayıran temel nokta, olumsuz davranışların bir örüntü haline gelmesi ve kişinin çalışma yaşamını giderek daha zor hale getirmesidir.

Bu süreç her zaman açık hakaret veya tehditle başlamaz. Bazen kişinin sözünün sürekli kesilmesi, toplantılardan dışlanması, yaptığı işin küçümsenmesi, başarısının görmezden gelinmesi ya da kendisine gerekli bilgilerin verilmemesi gibi daha örtük davranışlarla ilerler. Tek başına bakıldığında önemsiz görünen olaylar tekrarlandığında çalışan kendisini giderek daha yalnız, yetersiz ve güvensiz hissetmeye başlayabilir.

Mobbingin en zorlayıcı taraflarından biri de kişinin bir süre sonra yaşadığı durumu sorgulamasıdır. “Ben mi fazla hassasım?”, “Gerçekten işimde yetersiz miyim?”, “Herkese böyle mi davranılıyor?” gibi sorular zihni meşgul etmeye başlayabilir.
devamını oku

Duygusal Yeme Nedir? Aç Değilken Neden Yiyoruz?

duygusal yeme ve aç değilken yemek yeme davranışı üzerine sade psikoloji blog görseli
Duygusal yeme, fiziksel açlıktan çok stres, yalnızlık, can sıkıntısı veya başka duygularla baş etmek için yemeğe yönelme şeklinde görülebilir.

Duygusal yeme, kişinin fiziksel olarak aç olmadığı halde stres, sıkıntı, yalnızlık, öfke, üzüntü, hayal kırıklığı veya boşluk hissi gibi duygularla baş etmek için yemeğe yönelmesidir. Burada yemek yalnızca açlığı gidermek için kullanılmaz; kısa süreli rahatlama, oyalanma, kendini ödüllendirme ya da rahatsız edici bir duygudan uzaklaşma aracı haline gelebilir. Kişi çoğu zaman bu davranışı bilinçli olarak seçmez. Yeme isteği o kadar otomatik gelişebilir ki, asıl tetikleyenin açlık mı yoksa duygu mu olduğunu fark etmek zorlaşır.

Kişi bazen gün boyunca ne hissettiğini fark etmez. İşine devam eder, sorumluluklarını yerine getirir, insanlarla konuşur ve günün temposuna uyum sağlar. Ancak bastırılan ya da ertelenen duygular özellikle günün sonunda daha görünür hale gelebilir. Akşam eve geldiğinde kendisini mutfakta bulabilir. Bazen bir tartışmanın ardından tatlı ister. Bazen yoğun bir iş gününden sonra tok olduğu halde bir şeyler yemeye devam eder. Bazen de belirgin bir stres yaşamasa bile can sıkıntısı, yalnızlık veya kendini boşlukta hissetme hali yeme isteğini tetikleyebilir.

Bu noktada yemek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Kişinin dikkati duygusundan uzaklaşır, bedensel olarak bir doyum hissi oluşur ve birkaç dakika için gerginlik azalabilir. Ancak duygusal ihtiyaç ortadan kalkmadığı için rahatlama kalıcı olmaz. Hatta bazı durumlarda yeme davranışının ardından suçluluk, pişmanlık veya kendine kızma da eklenebilir. Böylece kişi ilk başta kaçmaya çalıştığı duygunun yanına yeni ve daha zorlayıcı duygular eklemiş olur.
devamını oku

İyi Çocuk Sendromu Nedir? Hep Usluydum Ben

iyi çocuk sendromu ve sürekli uslu olmanın yetişkinlikteki etkileri için sade psikoloji blog görseli
İyi çocuk rolü; yetişkinlikte hayır diyememe, onay arama, mükemmeliyetçilik ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atma şeklinde devam edebilir.

İyi çocuk sendromu, çocukluktan itibaren sorun çıkarmamaya, herkesi memnun etmeye, uyumlu davranmaya ve çevresinin beklentilerini karşılamaya çalışan kişilerde görülen bir davranış örüntüsünü anlatmak için kullanılan bir ifadedir.

Bu çocuklar çoğu zaman çevrelerinden övgü alır. “Ne kadar uslu”, “Hiç sorun çıkarmaz”, “Yaşından çok olgun” ya da “Ne söylesek yapıyor” gibi cümlelerle takdir edilirler. Dışarıdan bakıldığında bu özellikler olumlu görünür.

Ancak bazı çocuklar gerçekten rahat oldukları için değil, kabul görmek, eleştirilmemek ve ilişkilerini korumak için bu kadar uyumlu davranır. Zamanla şu inanç gelişebilir:

“Sevilmek istiyorsam sorun çıkarmamalıyım.”

Çocuklukta işe yarayan bu uyum biçimi, yetişkinlikte hayır diyememe, onaylanma ihtiyacı, mükemmeliyetçilik, suçluluk, bastırılmış öfke ve ilişkilerde kendinden vazgeçme gibi sorunlara dönüşebilir.

devamını oku

EMDR Terapisi Nedir? Travmatik Anılar Neden Bugünü Etkiler?

EMDR terapisi uygulamasını simgeleyen, yüzü görünmeyen danışan ve terapist eşliğinde sade terapi ortamı
EMDR terapisi, geçmişte yaşanan zorlayıcı anıların bugün yarattığı yoğun duygu ve beden tepkilerini çalışmak için kullanılan bir terapi yaklaşımıdır.

EMDR terapisi, kişinin geçmişte yaşadığı zorlayıcı olayların bugünkü duygu, düşünce ve beden tepkileri üzerindeki etkisini çalışmaya yardımcı olan bir terapi yaklaşımıdır. Bazen bir olay geçmişte kalır. Fakat bedende, ilişkilerde, kaygıda ya da kişinin kendine bakışında hâlâ yaşamaya devam eder.

İnsan bazı anıları yalnızca hatırlamaz. Onları yeniden yaşıyormuş gibi hissedebilir. Bir ses, bir koku, bir bakış, bir mesaj, bir tartışma ya da benzer bir ortam eski bir duyguyu yeniden uyandırabilir.

Bu yüzden mesele her zaman “geçmişi düşünmek” değildir. Bazen geçmiş, bugünkü tepkilerin içinde kendini gösterir.

EMDR terapisi tam da bu noktada gündeme gelir. Amaç anıyı silmek değildir. Amaç, o anının bugün hâlâ kişiyi aynı yoğunlukta etkilemesini azaltmak ve zihnin o yaşantıyı daha sağlıklı işlemesine yardımcı olmaktır.
devamını oku