Affetmek zorunda değilsin

Affetmek zorunda değilsin.
Bunu baştan söylemek gerekiyor. Çünkü çoğu insan affetmediği için değil, affetmesi gerektiğine inandırıldığı için zorlanıyor. Bir şey yaşanıyor, can yanıyor, sınırlar ihlal ediliyor; ama ardından hemen aynı cümle geliyor: “Affetmezsen yük senin olur.” Oysa bazen asıl yük, affetmeye zorlanmanın kendisidir.

İnsan her yarayı affederek iyileşmez. Bazı deneyimler vardır; önce anlaşılmaya, ciddiye alınmaya, korunmaya ihtiyaç duyar. Canı hâlâ acıyan birinden “büyüklük yapması” beklendiğinde, bu iyileşme değil, erken vazgeçiş olur. Affetmek burada bir erdem olmaktan çıkar, duygunun üzerini örtmenin daha kabul edilebilir bir yoluna dönüşür.

Birçok kişi affetmediği için kendini sert, kindar ya da takılı kalmış sanır.
Oysa çoğu zaman sorun affedememek değil; yaşananın hâlâ bedende ve zihinde karşılığının olmasıdır. İnsan, etkisi bitmemiş bir şeyi bırakamaz. Zihin “geçti” dese bile beden aynı fikirde değilse, affetmek sadece kelimede kalır.
devamını oku

Affetmek mi Unutmak mı? Zihnimiz Geçmişle Nasıl Barışır?

Bazı anılar vardır… Ne kadar silmek istesek de zihnimizin kuytularında tekrar tekrar belirir. Bazen bir sesle, bazen bir kokuyla, bazen de bir rüyada karşımıza çıkarlar. Kimi zaman bir ihanetin ardından, kimi zaman çocuklukta içimizde açılmış bir yaranın izinden…

Peki, geçmişi gerçekten unutmak mümkün mü? Ya da affetmek, her şeyi sıfırlamak anlamına mı gelir?

İnsanın ruhsal yolculuğunda en zorlu eşiklerden biri affetmektir. Ancak çoğu zaman affetmek, karşımızdakine değil, kendimize yaptığımız bir iyiliktir. Çünkü affetmediğimiz her kişi, her olay ve her duygu, biz fark etmeden yük olmaya devam eder.
devamını oku