Affetmek zorunda değilsin

Affetmek zorunda değilsin.
Bunu baştan söylemek gerekiyor. Çünkü çoğu insan affetmediği için değil, affetmesi gerektiğine inandırıldığı için zorlanıyor. Bir şey yaşanıyor, can yanıyor, sınırlar ihlal ediliyor; ama ardından hemen aynı cümle geliyor: “Affetmezsen yük senin olur.” Oysa bazen asıl yük, affetmeye zorlanmanın kendisidir.

İnsan her yarayı affederek iyileşmez. Bazı deneyimler vardır; önce anlaşılmaya, ciddiye alınmaya, korunmaya ihtiyaç duyar. Canı hâlâ acıyan birinden “büyüklük yapması” beklendiğinde, bu iyileşme değil, erken vazgeçiş olur. Affetmek burada bir erdem olmaktan çıkar, duygunun üzerini örtmenin daha kabul edilebilir bir yoluna dönüşür.

Birçok kişi affetmediği için kendini sert, kindar ya da takılı kalmış sanır.
Oysa çoğu zaman sorun affedememek değil; yaşananın hâlâ bedende ve zihinde karşılığının olmasıdır. İnsan, etkisi bitmemiş bir şeyi bırakamaz. Zihin “geçti” dese bile beden aynı fikirde değilse, affetmek sadece kelimede kalır.
devamını oku

İçimizdeki Yaralı Çocuk Büyümek İstemiyor

Bazen hayatta ne kadar yol alırsak alalım, bir bakış, bir cümle ya da bir sessizlik bizi geçmişin karanlık bir köşesine ışık hızında geri götürebilir. İçimizde, çok derinlerde, çocukluğumuzdan kalma bir parça, hala orada bir yerlerde bizimle yaşamaya devam eder. Bu parça, zaman zaman kendini hatırlatır: Belki bir ilişkide aşırı tepki veririz, belki basit bir eleştiride derin bir yetersizlik duygusuna kapılırız ya da yalnız kaldığımızda içimizde büyük bir korku uyanır. Tüm bunlar büyümeyen, büyüyemeyen ama hala sevilmek, anlaşılmak ve güvende olmak isteyen bir çocuğun sessiz çığlıklarıdır.

İçimizdeki bu yaralı çocuk, sadece psikolojik bir metafor değil; aslında hayatımızı yöneten, kararlarımızı etkileyen ve duygularımızı şekillendiren bir içsel parçadır. Çocukken alamadığımız sevgiyi hâlâ arıyor olabiliriz, duyulmamış sözlerimizi hâlâ birilerinin duymasını bekliyor olabiliriz. Bu yazıyı sayfanın en altındaki müzikle birlikte okumanı tavsiye ediyorum.

devamını oku

Suçluluk Duygusu: Sessizce İçimizi Kemiren Duygu

Hayat bazen geçmişin gölgesinde geçer. Bir karar alırız, bir kelime söyleriz ya da sadece bir şeyi yapmadığımız için yıllar boyu içten içe kendimizi suçlarız. Zaman geçer, hayat değişir ama içimizdeki o ince sızı kalır. Bazı duygular vardır, açıkça ortaya çıkmazlar ama sessizce içeride büyür, şekil değiştirir, bazen bedenimize ağrı olarak, bazen huzursuzluk olarak geri döner. İşte suçluluk duygusu da bunlardan biridir. Açık bir ifade bulamaz çoğu zaman; yüzleşilmediği için yıllarca bastırılır, yutulur, ama içten içe kişinin benlik algısını kemirmeye devam eder.

devamını oku

Biten Evlilik Belirtileri

Birlikteliğin temelini oluşturan dinamikler ilişkiden ilişkiye farklılık göstermektedir. Her birlikteliğin temel dinamiği farklıdır. Evliliğin temeline inildiğinde koşulsuzluk önemli bir yapıdır. Evliliğin temelini oluşturan unsurlar her ne kadar çiftler arasında tartışılsa da değişkendir. Bu yazımda size biten evlilik belirtileri hakkında bilgi vereceğim.

Bu değişkenlerden bahsedecek olursak şu şekilde açıklayabiliriz;

    • İletişim
    • Cinsellik
    • Beklentiler (Maddi ve Manevi)
    • Paylaşım

devamını oku