
Durduk yere gelen huzursuzluk hissi, birçok kişinin yaşadığı ama tarif etmekte zorlandığı bir durumdur. Ortada belirgin bir sorun yoktur, gün normal ilerliyordur, belki her şey dışarıdan sakin görünüyordur; ama içeride açıklanamayan bir sıkışma, yerinde duramama, kötü bir şey olacakmış gibi hissetme ya da içten içe rahatsız olma hali vardır. Kişi çoğu zaman “Neden böyle hissediyorum?” diye düşünür ama net bir cevap bulamaz.
Bu huzursuzluk bazen bedende de kendini gösterir. Göğüste sıkışma, mideye oturan bir ağırlık, nefesin tam yetmemesi, kalp çarpıntısı, kas gerginliği ya da sürekli hareket etme isteği görülebilir. Zihin de aynı anda çalışmaya başlar: “Bir şey mi olacak?”, “Neden rahat değilim?”, “Acaba bilmediğim bir sorun mu var?” Bu sorular arttıkça huzursuzluk hissi daha da belirginleşebilir.
Durduk yere gelen huzursuzluk çoğu zaman gerçekten “durduk yere” değildir. Sadece kişi o anda bu hissin kaynağını fark edemiyor olabilir. Bazen uzun süredir biriken stres, bastırılmış duygular, kaygı, yorgunluk, kontrol ihtiyacı veya geçmiş deneyimlerin bıraktığı tetikte olma hali bu duyguyu ortaya çıkarabilir. Yani huzursuzluk, çoğu zaman zihnin ve bedenin “bir şeyler fazla geldi” deme biçimidir.
devamını oku
Bazı insanlar ortada belirgin bir sorun yokken bile içten içe kötü bir şey olacakmış gibi hisseder. Gün normal ilerliyordur, görünürde büyük bir tehlike yoktur ama beden rahatlayamaz. Zihin sürekli ihtimalleri tarar, “Ya bir şey olursa?”, “Ya kötü bir haber alırsam?”, “Ya her şey bir anda bozulursa?” gibi düşünceler arka planda dönmeye devam eder.
Bazı anılar vardır… Ne kadar silmek istesek de zihnimizin kuytularında tekrar tekrar belirir. Bazen bir sesle, bazen bir kokuyla, bazen de bir rüyada karşımıza çıkarlar. Kimi zaman bir ihanetin ardından, kimi zaman çocuklukta içimizde açılmış bir yaranın izinden…