
Kendine acımasız davranmak, kişinin hata yaptığında, yorulduğunda, eksik kaldığında ya da istediği gibi davranamadığında kendisini sert bir dille yargılamasıdır. Bu durumda insan sadece davranışını değerlendirmez. Kendi değerini, yeterliliğini ve sevilmeye layık olup olmadığını da sorgulamaya başlar.
Bazı insanlar başkasına gösterdiği anlayışı kendisine gösteremez. Bir arkadaşının hatasını insanca görür ama kendi hatasında kendini ağır şekilde suçlar. Başkasının yorgunluğunu normal karşılar ama kendi yorgunluğunu zayıflık gibi yaşar.
Kendine acımasız davranmak çoğu zaman disiplinli olmakla karıştırılır. Oysa disiplin kişiyi toparlar. Acımasızlık ise kişiyi içeriden yorar. Kişi daha iyi olmak isterken, kendi iç sesinin baskısı altında daha da tükenebilir.
Bu yazıda kendine acımasız davranmak neden olur, sert iç ses nasıl oluşur, mükemmeliyetçilik ve değersizlik hissi bu döngüyü nasıl besler ve terapi sürecinde bu konu nasıl ele alınır sorularını sade bir dille ele alacağız.
Kendine Acımasız Davranmak Ne Anlama Gelir?
Kendine acımasız davranmak, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin sert, cezalandırıcı ve yargılayıcı hale gelmesidir. Kişi hata yaptığında sadece “yanlış yaptım” demez. Daha ağır bir yere düşer.
“Ben zaten beceremem.”
“Ben hep böyleyim.”
“Ben yeterli değilim.”
“Benim dinlenmeye hakkım yok.”
“Başarısız olursam değerim kalmaz.”
Bu cümleler zamanla kişinin iç sesi haline gelebilir. Kişi kendisini motive ettiğini düşünür. Ancak çoğu zaman yaptığı şey kendini güçlendirmek değil, kendini sürekli tehdit altında tutmaktır.
Bu nedenle kendine acımasız davranmak, sadece olumsuz düşünmek değildir. Kişinin kendi içinde sürekli yargılandığı bir psikolojik baskı alanıdır.
Kendine Acımasız Davrandığını Nasıl Anlarsın?
Kendine acımasız davranmak her zaman açıkça fark edilmez. Çünkü kişi bunu “Ben gerçekçiyim”, “Ben kendimi geliştiriyorum” ya da “Ben gevşersem başarısız olurum” diye açıklayabilir.
Ancak bazı işaretler bu döngüyü gösterir.
- Hata yaptığında kendini uzun süre suçlamak
- Dinlenince suçlu hissetmek
- Başarılarını küçümsemek
- Küçük eksikleri büyük başarısızlık gibi görmek
- Kendine sürekli “daha iyisi olmalıydı” demek
- Başkalarına anlayışlı olup kendine sert olmak
- Eleştiri alınca tamamen yetersiz hissetmek
- Kendini başkalarıyla sürekli kıyaslamak
- Yardım istemeyi zayıflık gibi görmek
- Duygusal olarak yorulduğunda kendine kızmak
- İyi giden şeyleri bile yeterli görmemek
Bu belirtiler sık yaşanıyorsa, kişi kendisini geliştirmekten çok kendisini tüketiyor olabilir.
Kendine Acımasız Davranmak Neden Olur?
Kendine acımasız davranmak tek bir nedene bağlı değildir. Bazen çocuklukta sık eleştirilmekle ilgilidir. Bazen yüksek beklentilerle büyümekle. Bazen de sevgi ve kabulün başarıya, uyuma ya da kusursuz olmaya bağlanmasıyla ortaya çıkar.
Kişi küçük yaşlardan itibaren hata yaptığında sert tepki gördüyse, zamanla dışarıdaki eleştiriyi içeriye taşır. Artık biri onu eleştirmese bile kendi içinde aynı sesi sürdürür.
Bu döngünün bazı nedenleri şunlar olabilir:
- Çocuklukta sık eleştirilmek
- Sevginin koşullu verilmesi
- Başarıyla değer görmeyi öğrenmek
- Hata yapınca cezalandırılmak
- Mükemmeliyetçilik
- Değersizlik hissi
- Suçluluk duygusu
- Utanç duygusu
- Sürekli kıyaslanmak
- Aile içinde yüksek beklentiyle büyümek
- Zayıf görünmekten korkmak
- Kontrolü kaybetme kaygısı
Bu nedenler kişide şu inancı oluşturabilir:
“Ben kendime sert davranmazsam dağılırım.”
Oysa insan çoğu zaman şefkat gördüğünde dağılmaz. Tam tersine, kendini daha güvenli biçimde toparlayabilir.
Sert İç Ses Nasıl Oluşur?
Sert iç ses çoğu zaman bir anda oluşmaz. Kişi yıllar içinde duyduğu, hissettiği ve tekrar ettiği cümleleri kendi sesi zannetmeye başlayabilir.
Çocukken sık sık “daha iyisini yapmalısın”, “bunu da mı beceremedin”, “abartma”, “zayıf olma”, “hata yapma” gibi mesajlar alan kişi, yetişkinlikte kendisine de benzer şekilde konuşabilir.
Bu iç ses bazen kişiyi korumaya çalışır. Hata yapmasın, reddedilmesin, başarısız olmasın, küçük düşmesin ister. Ancak bunu şefkatle değil, korkuyla yapar.
Bu yüzden sert iç sesin temelinde çoğu zaman kötü niyet değil, öğrenilmiş bir korunma biçimi vardır.
Fakat korunmak için kendini sürekli incitmek, uzun vadede kişiyi daha güçlü yapmaz. Daha kaygılı, daha yorgun ve daha kırılgan hale getirebilir.
Mükemmeliyetçilik Kendine Acımasız Davranmayı Nasıl Besler?
Mükemmeliyetçilik, kişinin kendisine hata payı bırakmamasıdır. Bu durumda başarı bile rahatlama getirmez. Çünkü kişi yaptığı şeyin iyi tarafına değil, eksik kalan tarafına odaklanır.
Bir işi bitirir ama “daha iyi olmalıydı” der.
Takdir edilir ama “abartıyorlar” diye düşünür.
Başarır ama “zaten yapmam gerekiyordu” der.
Hata yaparsa bütün değerini sorgular.
Bu döngüde kişi başarıyla beslenmez. Sadece başarısızlık korkusundan kaçmaya çalışır.
Mükemmeliyetçilik dışarıdan güçlü görünür. Ancak içeride sürekli bir baskı yaratır. Çünkü kişi sadece iyi olmak istemez. Kusursuz olmazsa değersizleşeceğini hisseder.
Bu nedenle mükemmeliyetçilik çoğu zaman yüksek standart değil, yüksek tehdit algısıdır.
Kendine Acımasız Davranmak ve Değersizlik Hissi
Kendine acımasız davranmanın altında sık sık değersizlik hissi bulunur. Kişi kendini olduğu haliyle yeterli görmüyorsa, kendi değerini sürekli performansla kanıtlamaya çalışır.
Başarılı olursa kısa süreli rahatlar. Ancak bu rahatlama kalıcı olmaz. Çünkü içten içe “Ben yine de yeterli değilim” duygusu devam eder.
Bu durumda kişi kendisine şunu yapar:
Daha çok çalışır.
Daha az dinlenir.
Daha fazla sorumluluk alır.
Daha çok susar.
Daha az ihtiyaç gösterir.
Daha güçlü görünmeye çalışır.
Fakat bunların hiçbiri içerdeki değersizlik hissini tamamen susturmaz. Çünkü sorun sadece ne yaptığıyla değil, kendisine nasıl baktığıyla ilgilidir.
Suçluluk Duygusu Kendine Sert Davranmayı Artırır mı?
Evet. Suçluluk duygusu kendine acımasız davranmayı artırabilir. Kişi birini kırdığında, bir şeye yetişemediğinde, hayır dediğinde ya da kendi ihtiyacını seçtiğinde yoğun suçluluk yaşayabilir.
Bu suçluluk bazen gerçek bir hatadan kaynaklanır. Böyle durumlarda kişi sorumluluk alabilir ve onarım yapabilir.
Ancak bazen suçluluk gerçek bir hatadan değil, kişinin kendine koyduğu ağır kurallardan gelir.
“Kimseyi üzmemeliyim.”
“Herkese yetmeliyim.”
“Hayır dememeliyim.”
“Yorgun olmamalıyım.”
“Hata yapmamalıyım.”
Bu kurallar insanı rahatlatmaz. Aksine sürekli başarısız hissettirir. Çünkü hiçbir insan her zaman güçlü, yeterli, kontrollü ve hatasız olamaz.
Kendine Acımasız Davranmak İlişkileri Nasıl Etkiler?
Kendine acımasız davranan kişi ilişkilerde de zorlanabilir. Çünkü kendi içindeki sertlik, ilişkideki olayları yorumlama biçimini etkiler.
Partner geç cevap verdiğinde “Ben önemsizim” diye düşünebilir.
Bir tartışma olduğunda “Ben yine yanlış yaptım” diyebilir.
Kırıldığında bile “Ben abartıyorum” diye kendini susturabilir.
Hayır dediğinde “Bencil davrandım” diye suçluluk yaşayabilir.
Bu nedenle kişi ilişkide kendi duygusunu ifade etmek yerine, kendini düzeltmeye çalışır. Daha anlayışlı, daha sabırlı, daha uyumlu olmaya çalışır.
Ancak sürekli kendini düzeltmeye çalışan kişi, bir süre sonra kendini kaybetmeye başlar.
İlişki terapisi ya da bireysel terapi sürecinde bu döngü fark edilebilir. Çünkü sorun çoğu zaman sadece ilişkide yaşanan olay değil, kişinin o olaydan sonra kendisine ne söylediğidir.
Kendine Acımasız Davranmak Başarıyı Gerçekten Artırır mı?
Bazı insanlar kendine sert davranmazsa başarısız olacağını düşünür. Bu yüzden içindeki acımasız sesi motivasyon sanır.
Ancak sert iç ses çoğu zaman sağlıklı motivasyon yaratmaz. Kişiyi kısa süreli harekete geçirebilir. Fakat uzun vadede kaygı, tükenmişlik ve yetersizlik hissini artırabilir.
Gerçek gelişim, kişinin hatasını görebilmesiyle başlar. Fakat hatayı görmek ile kendini aşağılamak aynı şey değildir.
Kişi şöyle diyebilir:
“Burada hata yaptım. Bunu düzeltebilirim.”
Bu sağlıklı sorumluluktur.
Ama şu cümle başka bir şeydir:
“Ben zaten hiçbir şeyi doğru yapamam.”
Bu cümle gelişimi değil, çaresizliği büyütür.
Kendine Şefkat Göstermek Şımarıklık mı?
Hayır. Kendine şefkat göstermek, kişinin hatalarını yok sayması değildir. Kendine şefkat, hatayı kabul ederken kendini tamamen değersizleştirmemektir.
Kişi kendine şefkat gösterdiğinde sorumluluktan kaçmaz. Tam tersine, kendini parçalara ayırmadan sorumluluk almayı öğrenir.
Kendine şefkat şu anlama gelir:
“Zorlandım ama bu beni değersiz yapmaz.”
“Hata yaptım ama bundan öğrenebilirim.”
“Yoruldum, dinlenmeye ihtiyacım var.”
“Eksik kaldım ama tamamen başarısız değilim.”
Bu cümleler kişiyi gevşek yapmaz. Daha dengeli yapar. Çünkü insan kendini sürekli cezalandırmadan da değişebilir.
Kendine Acımasız Davrandığını Fark Edince Ne Yapabilirsin?
Bu döngüyü fark etmek önemlidir. Çünkü kişi çoğu zaman kendi iç sesini gerçek zanneder. Oysa iç ses her zaman doğru değildir. Bazen sadece geçmişten öğrenilmiş bir yargıdır.
Kendine şu soruları sorabilirsin:
- Şu an kendime nasıl konuşuyorum?
- Aynı şeyi sevdiğim biri yaşasa ona böyle mi söylerdim?
- Ben hata yaptım mı, yoksa kendimi tamamen mi suçluyorum?
- Dinlenmeye ihtiyacım var diye kendime kızıyor muyum?
- Kendime sert davranınca gerçekten daha iyi oluyor muyum?
- Bu ses bana kimin sesini hatırlatıyor?
- Ben değişmek için kendimi incitmek zorunda mıyım?
Bu sorular iç sesi hemen değiştirmez. Ancak kişi önce onu fark eder. Fark edilen iç ses zamanla sorgulanabilir hale gelir.
Terapi Bu Döngüde Nasıl Yardımcı Olabilir?
Terapi sürecinde kendine acımasız davranmak, kişinin iç sesi, çocukluk deneyimleri, mükemmeliyetçilik, suçluluk duygusu ve değersizlik hissiyle birlikte ele alınabilir.
Amaç kişiye sadece “kendini sev” demek değildir. Bu çoğu zaman yeterli olmaz. Daha önemli olan, kişinin kendisine neden bu kadar sert davranmak zorunda hissettiğini anlamaktır.
Terapide şu konular çalışılabilir:
- Sert iç ses
- Mükemmeliyetçilik
- Değersizlik hissi
- Suçluluk ve utanç
- Çocuklukta eleştirilmek
- Başarıyla değer görmeyi öğrenmek
- Hayır diyememek
- Sınır koyamamak
- Kendini sürekli kanıtlama ihtiyacı
- Dinlenince suçlu hissetmek
Ankara psikolog arayışında olan kişiler, kendine acımasız davranmak, değersizlik hissi, mükemmeliyetçilik, suçluluk duygusu ve kaygı gibi konularda bireysel terapi desteği alabilir. Çukurambar psikolog arayışı olan kişiler için yüz yüze terapi, uygun durumlarda ise online seans ve online terapi seçenekleri değerlendirilebilir.
Psikolog Burak Akkaya ile yürütülen terapi sürecinde bu döngü; bireysel terapi, ilişki terapisi, çift terapisi veya evlilik terapisi ihtiyacına göre ele alınabilir.
Kendini İncitmeden de Değişebilirsin
Kendine acımasız davranmak, çoğu zaman kişinin daha iyi olmak istemesinden doğar. Ancak insan kendini sürekli suçlayarak, küçümseyerek ve zorlayarak iyileşmekte zorlanır.
Sert iç ses kısa vadede kontrol hissi verebilir. Fakat uzun vadede kişiyi yorar. Çünkü insanın gelişmek için gerçeğe ihtiyacı vardır; kendini aşağılamaya değil.
Hata yapmak, yorulmak, eksik kalmak ya da bazen güçlü olamamak insan olmanın parçasıdır. Bunlar kişinin değerini ortadan kaldırmaz.
Bazen iyileşme şu soruyla başlar:
“Ben gerçekten kendimi geliştiriyor muyum, yoksa kendime acımasız davranarak kendimi daha da mı yoruyorum?”
Uzm. Psk. Burak Akkaya