Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek

sevilmek için kendinden vazgeçmek, ilişkide kendini kaybetmek ve ilişki terapisi
sevilmek için kendinden vazgeçmek, ilişkide kendini kaybetmek ve ilişki terapisi

Sevilmek için kendinden vazgeçmek, çoğu zaman bir anda fark edilen bir durum değildir. İnsan önce küçük tavizler verir. Kendi istemediği şeylere “tamam” der. Rahatsız olduğu konuları büyütmemeye çalışır. Kırıldığında susar. Kendi ihtiyacını erteleyip karşı tarafın beklentisine uyum sağlar. Başta bunların hepsi ilişkiyi korumak gibi görünür.

Fakat zamanla kişi şunu fark etmeye başlar: İlişki devam ediyor ama ben kendim gibi değilim.

Sevilmek, insanın en temel duygusal ihtiyaçlarından biridir. Hepimiz değer görmek, önemsenmek, kabul edilmek ve birinin hayatında anlamlı bir yerde durmak isteriz. Ancak bu ihtiyaç, kişinin kendi sınırlarını, duygularını ve değerini yok saymasına neden oluyorsa ilişki sağlıklı bir bağ olmaktan çıkabilir.

Bazı insanlar ilişkide sevilmek için daha uyumlu olmaya çalışır. Daha az sorun çıkarır, daha az ister, daha çok verir, daha çok katlanır. Karşı taraf uzaklaşmasın, kırılmasın, kızmasın ya da terk etmesin diye kendi gerçekliğinden vazgeçer. Bu noktada sevgi, kişinin kendini rahatça ortaya koyduğu bir alan olmaktan çıkar; kabul edilmek için sürekli çabaladığı bir sınava dönüşür.

Bu yazıda sevilmek için kendinden vazgeçmek ne anlama gelir, ilişkide kendini kaybetmek nasıl anlaşılır, kişi neden sınırlarından vazgeçer ve sağlıklı ilişkide sevgi nasıl yaşanır sorularını sade bir dille ele alacağız.


Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek Ne Demek?

Sevilmek için kendinden vazgeçmek, kişinin ilişkide kabul görmek, terk edilmemek ya da değerli hissetmek için kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını, düşüncelerini ve duygularını sürekli geri plana atmasıdır.

Bu durum bazen şu şekilde görünür:

  • Hayır demek isterken evet demek
  • Kırıldığı halde sorun çıkarmamak
  • Kendi ihtiyaçlarını sürekli ertelemek
  • Partneri kaybetmemek için susmak
  • Rahatsız olduğu davranışları normalleştirmek
  • Kendi hayatını karşı tarafa göre şekillendirmek
  • Sevilmek için sürekli daha fazla çabalamak
  • İlişkide kendi duygularından utanmak
  • Partnerin ilgisini kaybetmemek için kendini değiştirmek

Bu davranışlar başlangıçta fedakârlık gibi görünebilir. Ancak fedakârlık ile kendinden vazgeçmek aynı şey değildir. Fedakârlık zaman zaman yapılır, karşılıklıdır ve kişinin benliğini yok etmez. Kendinden vazgeçmek ise süreklidir, tek taraflıdır ve kişiyi zamanla yorar.


İlişkide Kendini Kaybetmek Nasıl Anlaşılır?

İlişkide kendini kaybetmek çoğu zaman kişinin kendi iç sesiyle bağının zayıflamasıyla başlar. Kişi ne istediğini, neye kırıldığını, neye ihtiyacı olduğunu bile fark etmekte zorlanabilir. Çünkü uzun süre karşı tarafın duygusuna, beklentisine ve tepkisine göre yaşamaya alışmıştır.

İlişkide kendini kaybettiğini gösteren bazı işaretler şunlardır:

  • Sürekli karşı tarafın ruh halini takip ediyorsan
  • Kendi duygularını söylemeden önce onun tepkisini hesaplıyorsan
  • Kırıldığında bile “abartıyor muyum?” diye düşünüyorsan
  • İlişkide huzurdan çok kaygı hissediyorsan
  • Kendi arkadaşlarından, ilgi alanlarından ve rutinlerinden uzaklaştıysan
  • Hayır dediğinde suçluluk duyuyorsan
  • Partnerin memnun olsun diye kendini sürekli değiştiriyorsan
  • Sorun çıkmasın diye gerçek duygularını saklıyorsan
  • İlişki içinde değerini sürekli kanıtlamaya çalışıyorsan
  • “O giderse ben ne olurum?” düşüncesi çok ağır geliyorsa

Bu işaretler, kişinin ilişki içinde kendinden uzaklaştığını gösterebilir. Sağlıklı bir ilişkide insan sevildiğini hissettiği kadar kendisi gibi kalabildiğini de hissetmelidir.


Neden Sevilmek İçin Kendimizden Vazgeçeriz?

Bir insanın sevilmek için kendinden vazgeçmesi çoğu zaman sadece bugünkü ilişkiyle ilgili değildir. Bu durumun arkasında geçmiş yaşantılar, çocukluk deneyimleri, bağlanma biçimi, değersizlik hissi ve terk edilme korkusu olabilir.

Bazı insanlar sevgiyi çocuklukta koşullu öğrenir. Uslu olursa, sorun çıkarmazsa, başarılı olursa, ebeveynini üzmezse, kendi ihtiyacını bastırırsa daha çok kabul göreceğini hisseder. Bu öğrenme yetişkin ilişkilerine de taşınabilir.

Kişi fark etmeden şuna inanabilir:

“Sevilmek için uyumlu olmalıyım.”
“İtiraz edersem terk edilirim.”
“Kendi ihtiyacımı söylersem bencil olurum.”
“Karşı tarafı memnun edersem değerli olurum.”
“Ben olduğum halimle yeterli değilim.”

Bu inançlar ilişkide kişinin sürekli kendini ayarlamasına neden olur. Partnerin kızmaması, uzaklaşmaması ya da soğumaması için kişi kendi duygularını bastırır. Ancak bastırılan her duygu zamanla içeride birikir.


Onay İhtiyacı İlişkide Kendinden Vazgeçmeyi Nasıl Artırır?

Onay ihtiyacı, kişinin kendi değerini içerden değil, dışardan gelen kabul üzerinden hissetmesidir. İlişkide onay ihtiyacı yüksek olduğunda kişi partnerinin ilgisini, sevgisini ve memnuniyetini kendi değerinin ölçüsü haline getirebilir.

Partner sıcak davrandığında kişi kendini değerli hisseder. Partner mesafeli olduğunda ise değersizlik, yetersizlik ve kaybetme korkusu devreye girer. Böylece kişi kendi merkezinden uzaklaşıp karşı tarafın ilgisine göre şekillenmeye başlar.

Bu durumda ilişki şu hale gelebilir:

“Ben ne istiyorum?” sorusu yerine
“O benden ne bekliyor?” sorusu öne geçer.

Kişi kendi duygusunu anlamaya değil, karşı tarafın sevgisini kaybetmemeye odaklanır. Bu da zamanla yoğun bir duygusal yorgunluk yaratır.


Sevilmek İçin Susmak Neden Yorar?

Bazı insanlar ilişkide susmayı olgunluk sanır. Tartışma çıkmasın, karşı taraf üzülmesin, ilişki bozulmasın diye duygularını söylemez. Fakat sürekli susmak ilişkiyi korumaz; çoğu zaman kişinin kendi içinde yalnızlaşmasına neden olur.

Çünkü söylenmeyen her duygu yok olmaz. Kırgınlık, öfke, hayal kırıklığı ve değersizlik hissi içeride birikir. Kişi bir süre sonra partnerine değil, kendi suskunluğuna da kızmaya başlar.

Sevilmek için susmak şu sonuçlara yol açabilir:

  • Kırgınlıkların birikmesi
  • İlişkide içten içe uzaklaşma
  • Partnerin seni gerçekten tanıyamaması
  • Kendi ihtiyaçlarını fark edememe
  • Ani öfke patlamaları
  • Sürekli anlaşılmadığını hissetme
  • İlişkide yalnızlaşma

Sağlıklı ilişkide her duygu hemen ve sert şekilde söylenmek zorunda değildir. Ancak kişi kendini tamamen susturuyorsa, orada artık sevgi değil kaybetme korkusu konuşuyor olabilir.


Fedakârlık mı, Kendinden Vazgeçmek mi?

İlişkilerde fedakârlık doğaldır. İnsan sevdiği kişi için zaman zaman kendi konforundan vazgeçebilir, anlayış gösterebilir, esneyebilir. Ancak sağlıklı fedakârlık ile kendinden vazgeçmek arasında önemli farklar vardır.

Fedakârlıkta kişi kendi seçimini yapar. Kendinden vazgeçmekte ise kişi kaybetme korkusuyla hareket eder.

Fedakârlıkta denge vardır. Kendinden vazgeçmekte tek taraflı yük vardır.

Fedakârlık kişiyi tüketmez. Kendinden vazgeçmek zamanla kişiyi değersiz, yorgun ve görünmez hissettirir.

Bu yüzden kendine şu soruyu sormak önemlidir:

“Ben bunu sevgiden mi yapıyorum, yoksa sevilmeyi kaybetmemek için mi?”

Bu soru, ilişkinin içindeki çabanın kaynağını anlamaya yardımcı olabilir.


İlişkide Sınır Koyamamak Neden Önemlidir?

Sınır koymak, sevgiyi azaltan bir şey değildir. Tam tersine, sağlıklı sevgiyi mümkün kılan şeylerden biridir. Çünkü sınır olmayan ilişkide kişi zamanla kendi alanını, ihtiyaçlarını ve duygularını kaybedebilir.

Sınır koyamayan kişi çoğu zaman şunları yaşar:

  • Hayır dediğinde suçluluk duyar
  • Kendi ihtiyacını söylemekte zorlanır
  • Karşı tarafın beklentisini kendi sorumluluğu sanır
  • Sürekli idare eden taraf olur
  • Rahatsız olduğu davranışları geçiştirir
  • Kendi kırgınlığını önemsemez
  • Sevilmek için uyum sağlamaya çalışır

Oysa sınır koymak “Seni sevmiyorum” demek değildir. Sınır koymak, “Ben de bu ilişkinin içinde varım” demektir.

Sağlıklı bir ilişkide iki kişinin de duygusu, ihtiyacı ve sınırı görülmelidir. Yalnızca bir tarafın rahat ettiği, diğer tarafın sürekli kendini bastırdığı ilişki zamanla yorucu hale gelir.


Kendinden Vazgeçtiğinde Ne Kaybedersin?

Sevilmek için kendinden vazgeçen kişi başlangıçta ilişkiyi koruduğunu düşünebilir. Fakat zamanla kendi benliğiyle bağını kaybetmeye başlar. Ne istediğini, neye kırıldığını, neye ihtiyacı olduğunu ve nerede durması gerektiğini fark etmek zorlaşır.

Kendinden vazgeçtiğinde şunlar kaybolabilir:

  • Kendi ihtiyaçlarını fark etme becerisi
  • Hayır deme gücü
  • İç huzur
  • Özgüven
  • Sınır duygusu
  • Kendine saygı
  • İlişkide eşitlik hissi
  • Kendi hayatına aitlik
  • Gerçek duygularını ifade etme cesareti

En zor tarafı da şudur: Kişi sevilmek için kendinden vazgeçtikçe, zamanla sevildiğine inanmakta da zorlanabilir. Çünkü içten içe şunu bilir: “Beni olduğum halimle değil, uyum sağladığım halimle seviyor.”

Bu da ilişkide derin bir yalnızlık yaratabilir.


Kendinden Vazgeçmeden Sevmek Mümkün mü?

Evet, mümkündür. Sağlıklı sevgi kişinin kendini yok ettiği değil, kendisi olarak var kalabildiği bir bağdır. Bir ilişkide sevgi varsa, kişi duygularını tamamen saklamak zorunda kalmaz. Hayır dediğinde terk edilmekten korkmaz. İhtiyaçlarını söylediğinde suçlu hissetmez. Partnerini severken kendi hayatını tamamen bırakmaz.

Kendinden vazgeçmeden sevmek şu anlama gelir:

  • Kendi duygularını fark etmek
  • İhtiyaçlarını açıkça söyleyebilmek
  • Hayır demeyi öğrenmek
  • Karşı tarafı memnun etmeyi tek amaç haline getirmemek
  • Sevgi ile onay ihtiyacını ayırmak
  • İlişkide kendi alanını korumak
  • Kırıldığında bunu ifade edebilmek
  • Partneri kaybetmemek için kendini kaybetmemek

Sağlıklı ilişki, iki kişinin birbirine yaklaşırken kendinden uzaklaşmadığı ilişkidir.


Bu Döngüden Çıkmak İçin Ne Yapılabilir?

Sevilmek için kendinden vazgeçtiğini fark etmek önemli bir adımdır. Çünkü kişi bu döngüyü fark etmeden sürekli aynı ilişki biçimini tekrar edebilir.

Kendine şu soruları sormak faydalı olabilir:

  • Ben bu ilişkide ne kadar kendim gibi davranabiliyorum?
  • Hayır dediğimde ne olacağından korkuyorum?
  • Sevilmek için hangi duygularımı saklıyorum?
  • Kendi ihtiyacımı söylemek bana neden suçluluk hissettiriyor?
  • Karşı tarafın sevgisini kaybetmemek için nelerden vazgeçiyorum?
  • Bu ilişkide ben de var mıyım, yoksa sadece uyum mu sağlıyorum?
  • Beni olduğum halimle seven bir ilişki nasıl olurdu?

Bu sorular kişinin ilişki içindeki konumunu daha net görmesine yardımcı olabilir. Bazen değişim, karşı tarafı daha çok ikna etmekle değil, kişinin kendi sınırlarını fark etmesiyle başlar.


Terapi Bu Konuda Nasıl Yardımcı Olur?

Terapi sürecinde kişinin ilişkilerde neden kendinden vazgeçtiği, sevilmek için neden sürekli uyum sağladığı ve sınır koymakta neden zorlandığı çalışılabilir.

Bu süreçte şu konular ele alınabilir:

  • Değersizlik hissi
  • Onay ihtiyacı
  • Terk edilme korkusu
  • Kaygılı bağlanma
  • Sınır koyma güçlüğü
  • Çocuklukta öğrenilen ilişki biçimleri
  • Suçluluk duygusu
  • Kendini ifade etme zorluğu
  • Sağlıksız ilişki döngüleri

Terapi, kişiye “ilişkiyi bitir” ya da “hemen değiş” demez. Daha çok kişinin kendi döngüsünü anlamasına yardımcı olur. Çünkü insan neden kendinden vazgeçtiğini fark etmeden, kendine geri dönmekte zorlanabilir.


Sevgi Kendini Kaybetmek Değildir

Sevilmek için kendinden vazgeçmek, zamanla insanın kendi içindeki sesi kısmaya başlar. Kişi ilişkiyi koruduğunu sanırken, aslında kendi duygularından, ihtiyaçlarından ve sınırlarından uzaklaşabilir. Bu durum bir süre sonra ilişkiyi de kişiyi de yorar.

Sevgi, sürekli kendini kanıtlamak zorunda kaldığın bir sınav değildir. Sevgi, kendini yok sayarak hak edilen bir ödül de değildir. Sağlıklı bir ilişkide insan hem sevebilir hem de kendisi olarak kalabilir.

Bazen en önemli farkındalık şu cümlede başlar:

“Sevilmek için kendimden vazgeçiyorsam, orada gerçekten seviliyor muyum; yoksa sadece uyum sağladığım halim mi kabul görüyor?”

Çünkü insanın ihtiyacı olan şey yalnızca sevilmek değildir. Olduğu haliyle görülebilmek, duyulabilmek ve ilişki içinde kendi varlığını kaybetmeden kalabilmektir.


Uzm. Psk. Burak Akkaya