Yetersizlik Hissi Nedir? Kendini Yeterince İyi Görmemek

yetersizlik hissi psikoloji
yetersizlik hissi psikoloji

Yetersizlik hissi, kişinin kendini olduğu haliyle yeterli, başarılı, değerli ya da kabul edilebilir görmekte zorlanmasıdır. İnsan bazen eksik hissedebilir, hata yapabilir, başarısız olabilir ya da kendinden memnun olmayabilir. Ancak yetersizlik hissi sık tekrar ediyorsa, kişinin kendine bakışını, ilişkilerini, iş hayatını ve kararlarını etkilemeye başlayabilir.

Kendini yeterince iyi görmemek çoğu zaman yalnızca “özgüven eksikliği” değildir. Bu duygunun arkasında eleştirilme korkusu, değersizlik hissi, geçmiş deneyimler, yüksek beklentiler, mükemmeliyetçilik, çocuklukta yeterince görülmemek ya da sürekli başkalarıyla kıyaslanmak olabilir.

Yetersizlik hissi yaşayan kişi çoğu zaman dışarıdan başarılı, uyumlu ya da güçlü görünebilir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini sorgular. “Yeterince iyi miyim?”, “Başaramazsam ne olur?”, “Ya insanlar yetersiz olduğumu fark ederse?”, “Benden daha iyileri var” gibi düşünceler zihnini yorabilir.

Bu yazıda yetersizlik hissi nedir, kendini yeterince iyi görememek neden olur, yetersizlik hissi ilişkileri ve günlük hayatı nasıl etkiler, bu duygu ile baş etmek için neler yapılabilir sorularını sade bir dille ele alacağız.
devamını oku

Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek

sevilmek için kendinden vazgeçmek, ilişkide kendini kaybetmek ve ilişki terapisi
sevilmek için kendinden vazgeçmek, ilişkide kendini kaybetmek ve ilişki terapisi

Sevilmek için kendinden vazgeçmek, çoğu zaman bir anda fark edilen bir durum değildir. İnsan önce küçük tavizler verir. Kendi istemediği şeylere “tamam” der. Rahatsız olduğu konuları büyütmemeye çalışır. Kırıldığında susar. Kendi ihtiyacını erteleyip karşı tarafın beklentisine uyum sağlar. Başta bunların hepsi ilişkiyi korumak gibi görünür.

Fakat zamanla kişi şunu fark etmeye başlar: İlişki devam ediyor ama ben kendim gibi değilim.

Sevilmek, insanın en temel duygusal ihtiyaçlarından biridir. Hepimiz değer görmek, önemsenmek, kabul edilmek ve birinin hayatında anlamlı bir yerde durmak isteriz. Ancak bu ihtiyaç, kişinin kendi sınırlarını, duygularını ve değerini yok saymasına neden oluyorsa ilişki sağlıklı bir bağ olmaktan çıkabilir.

Bazı insanlar ilişkide sevilmek için daha uyumlu olmaya çalışır. Daha az sorun çıkarır, daha az ister, daha çok verir, daha çok katlanır. Karşı taraf uzaklaşmasın, kırılmasın, kızmasın ya da terk etmesin diye kendi gerçekliğinden vazgeçer. Bu noktada sevgi, kişinin kendini rahatça ortaya koyduğu bir alan olmaktan çıkar; kabul edilmek için sürekli çabaladığı bir sınava dönüşür.
devamını oku

Birinin İlgisi Azalınca Neden Daha Çok Çabalarsın?

birinin ilgisi azalınca daha çok çabalamak ve ilişkide kaygılı bağlanma
birinin ilgisi azalınca daha çok çabalamak ve ilişkide kaygılı bağlanma

Birinin ilgisi azaldığında bazı insanlar geri çekilmek yerine daha çok çabalamaya başlar. Daha fazla mesaj atar, daha fazla açıklama yapar, daha anlayışlı olmaya çalışır, kendini daha çok göstermeye çalışır. Karşı taraf uzaklaştıkça kişi onun ilgisini geri kazanmak için daha fazla emek verir.

İlk bakışta bu durum sevgi gibi görünebilir. “Onu sevdiğim için çabalıyorum” diye düşünülebilir. Fakat bazen bu çabanın altında sevgi kadar kaygı da vardır. Kişi karşı tarafı gerçekten istediği için değil, onun ilgisini kaybettiğinde kendini değersiz, yetersiz ya da terk edilmiş hissettiği için daha çok çabalar.

Bu yüzden ilgi azalınca verilen tepki yalnızca karşı tarafla ilgili değildir. O ilginin azalması kişinin içinde daha eski bir duyguyu tetikleyebilir. “Beni artık istemiyor mu?”, “Ben bir hata mı yaptım?”, “Yeterince iyi değil miyim?”, “Benden sıkıldı mı?” gibi düşünceler devreye girdiğinde ilişki bir bağ olmaktan çıkar, kişinin kendi değerini kanıtlama alanına dönüşür.

Birinin ilgisi azaldığında daha çok çabalamak, çoğu zaman ilişkiyi kurtarma çabası gibi görünür. Ama bazen kişi ilişkiyi değil, kendi içindeki kaygıyı yatıştırmaya çalışıyordur.
devamını oku

Seni Seçmeyen Birine Neden Daha Çok Bağlanırsın?

Kaygılı bağlanma, belirsiz ilişki, değersizlik hissi ve seçilme ihtiyacının psikolojik nedenlerini anlatan blog yazısı görseli.
seni seçmeyen birine bağlanmak ve kaygılı bağlanma

Bazı insanlar hayatına gelmez. Kapının eşiğinde bekler.
Seni tamamen bırakmaz ama gerçekten seçtiğini de hissettirmez. Bir gün yakın davranır, ertesi gün uzaklaşır. Bazen ilgili gibidir, bazen yok gibidir. Sana açık bir cevap vermez ama tamamen kaybolarak da seni serbest bırakmaz. İşte tam bu belirsizlik, çoğu zaman insanı uzaklaştırmak yerine daha çok bağlar.

Çünkü zihin net olmayan şeyi bırakmakta zorlanır.
Bir ilişki açıkça bitmişse acı verir ama zamanla anlamlandırılabilir. Fakat ne olduğu belli olmayan, adı konmamış, bir var bir yok ilerleyen ilişkiler zihni sürekli meşgul eder. Kişi karşısındaki insanı değil, onun vereceği cevabı beklemeye başlar. “Beni istiyor mu?”, “Neden bazen yakın bazen uzak?”, “Bir gün değişir mi?” soruları zihnin içinde dönüp durur.

Bu yüzden seni seçmeyen birine bağlanmak her zaman aşk değildir. Bazen bu, belirsizliğin yarattığı psikolojik bir döngüdür. Karşındaki kişi sana az verir; ama o az şey zamanla çok büyük görünmeye başlar. Küçük bir mesaj, kısa bir ilgi, beklenmedik bir yakınlık bir anda umut haline gelir. İnsan bazen sevildiği için değil, bir gün seçilebilme ihtimaline tutunduğu için kalır.

Asıl yorucu olan da budur: Seni gerçekten seçen biri güven verir; ama seni arada bırakan biri zihnini sürekli çalıştırır. Ve insan bazen huzur veren şeyi değil, zihnini en çok meşgul eden şeyi aşk sanır.
devamını oku