Sürekli Açıklama Yapma İhtiyacı Neden Olur?

sürekli açıklama yapma ihtiyacı üzerine tartışan çift görseli
Sürekli açıklama yapma ihtiyacı, kişinin ilişkide kendini savunmak, yanlış anlaşılmamak ve suçlu görünmemek için sürekli tetikte kalmasına neden olabilir.

Sürekli açıklama yapma ihtiyacı, kişinin kendini yanlış anlaşılmaktan korumak, suçlu görünmemek, karşı tarafı ikna etmek ya da kabul görmek için gereğinden fazla savunmaya geçmesidir. İnsan bazen kendini anlatmak ister. Bu doğaldır. Ancak kişi her davranışını, her kararını, her duygusunu uzun uzun açıklamak zorunda hissediyorsa, bu durum zamanla yorucu bir döngüye dönüşebilir.

Bazı insanlar hayır dediğinde açıklama yapar. Kırıldığında açıklama yapar. Mesafe koyduğunda açıklama yapar. Bir şeye yetişemediğinde açıklama yapar. Hatta yanlış bir şey yapmadığında bile kendini savunur. Çünkü içten içe “Yanlış anlaşılmamalıyım”, “Beni kötü biri sanmasınlar”, “Kızmasınlar”, “Beni terk etmesinler” gibi düşünceler taşır.

Sürekli açıklama yapma ihtiyacı çoğu zaman sadece iletişim alışkanlığı değildir. Bu ihtiyacın arkasında suçluluk duygusu, onaylanma ihtiyacı, değersizlik hissi, çocuklukta sık eleştirilmek, ilişkide suçlanmak, sınır koyamamak ya da terk edilme korkusu olabilir.
devamını oku

Ankara Psikolog: Aşırı Alınganlık ve Kırılganlık Neden Olur?

aşırı alınganlık ve kırılganlık yaşayan kişinin pencere önünde düşünceli hali
Aşırı alınganlık, eleştiriye hassasiyet, değersizlik hissi ve ilişkilerde kolay kırılma üzerine psikolojik açıklama

Aşırı alınganlık, kişinin sözleri, bakışları, davranışları ya da küçük değişiklikleri kolayca kişisel algılamasıdır. İnsan zaman zaman kırılabilir, yanlış anlaşılabilir ya da eleştiriden etkilenebilir. Ancak bu durum sık yaşanıyorsa, kişi ilişkilerde sürekli inciniyor, kendini savunmak zorunda hissediyor ya da küçük olaylardan büyük anlamlar çıkarıyorsa aşırı alınganlık ilişkileri ve günlük yaşamı zorlaştırabilir.

Aşırı alınganlık çoğu zaman sadece “hassas olmak” değildir. Bu duygunun arkasında değersizlik hissi, yetersizlik duygusu, eleştirilme korkusu, reddedilme hassasiyeti, geçmiş ilişkilerde yaşanan kırılmalar veya çocuklukta yeterince görülmemiş olmak bulunabilir.

Alıngan kişi çoğu zaman kötü niyetli değildir. Tam tersine, çoğu zaman fazla düşünür, fazla hisseder ve karşı tarafın ne demek istediğini anlamaya çalışırken kendi içinde yorulur. Bir cümle, bir sessizlik, bir geç cevap ya da yüz ifadesi zihninde büyüyebilir. “Bana mı kızdı?”, “Beni mi önemsemiyor?”, “Yanlış bir şey mi yaptım?”, “Beni değersiz mi görüyor?” gibi düşünceler devreye girebilir.
devamını oku