Yetersizlik Hissi Nedir? Kendini Yeterince İyi Görmemek

yetersizlik hissi psikoloji
yetersizlik hissi psikoloji

Yetersizlik hissi, kişinin kendini olduğu haliyle yeterli, başarılı, değerli ya da kabul edilebilir görmekte zorlanmasıdır. İnsan bazen eksik hissedebilir, hata yapabilir, başarısız olabilir ya da kendinden memnun olmayabilir. Ancak yetersizlik hissi sık tekrar ediyorsa, kişinin kendine bakışını, ilişkilerini, iş hayatını ve kararlarını etkilemeye başlayabilir.

Kendini yeterince iyi görmemek çoğu zaman yalnızca “özgüven eksikliği” değildir. Bu duygunun arkasında eleştirilme korkusu, değersizlik hissi, geçmiş deneyimler, yüksek beklentiler, mükemmeliyetçilik, çocuklukta yeterince görülmemek ya da sürekli başkalarıyla kıyaslanmak olabilir.

Yetersizlik hissi yaşayan kişi çoğu zaman dışarıdan başarılı, uyumlu ya da güçlü görünebilir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini sorgular. “Yeterince iyi miyim?”, “Başaramazsam ne olur?”, “Ya insanlar yetersiz olduğumu fark ederse?”, “Benden daha iyileri var” gibi düşünceler zihnini yorabilir.

Bu yazıda yetersizlik hissi nedir, kendini yeterince iyi görememek neden olur, yetersizlik hissi ilişkileri ve günlük hayatı nasıl etkiler, bu duygu ile baş etmek için neler yapılabilir sorularını sade bir dille ele alacağız.
devamını oku

İnsan Neden Sürekli Onaylanmak İster?

Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçme
Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek

Onaylanma ihtiyacı, kişinin değerli, yeterli, sevilebilir ya da doğru biri olduğunu başkalarının tepkisiyle hissetmeye çalışmasıdır. İnsan zaman zaman beğenilmek, takdir edilmek, görülmek ve kabul edilmek ister. Bu oldukça insani bir ihtiyaçtır. Ancak kişi kendi değerini sürekli başkalarının onayına bağlıyorsa, bu ihtiyaç zamanla yorucu bir döngüye dönüşebilir.

Sürekli onay bekleyen kişi çoğu zaman kendi kararından emin olmakta zorlanır. Bir şey yapmadan önce “İnsanlar ne der?”, “Beni yanlış anlarlar mı?”, “Yetersiz görünür müyüm?”, “Beğenilmezsem ne olur?” diye düşünür. Bu düşünceler arttıkça kişi kendi iç sesinden uzaklaşır ve dışarıdan gelecek tepkiye göre yaşamaya başlar.

Onaylanma ihtiyacı sadece ilgi istemek değildir. Bazen insanın içindeki değersizlik, yetersizlik, eleştirilme korkusu ya da terk edilme kaygısı başkalarının onayıyla yatışmaya çalışır. Kişi onay aldığında kısa süreli rahatlar. Fakat bu rahatlama uzun sürmez. Bir süre sonra yeniden beğenilmek, yeniden takdir edilmek, yeniden doğru bulunmak ister.
devamını oku

Seni Seçmeyen Birine Neden Daha Çok Bağlanırsın?

Kaygılı bağlanma, belirsiz ilişki, değersizlik hissi ve seçilme ihtiyacının psikolojik nedenlerini anlatan blog yazısı görseli.
seni seçmeyen birine bağlanmak ve kaygılı bağlanma

Bazı insanlar hayatına gelmez. Kapının eşiğinde bekler.
Seni tamamen bırakmaz ama gerçekten seçtiğini de hissettirmez. Bir gün yakın davranır, ertesi gün uzaklaşır. Bazen ilgili gibidir, bazen yok gibidir. Sana açık bir cevap vermez ama tamamen kaybolarak da seni serbest bırakmaz. İşte tam bu belirsizlik, çoğu zaman insanı uzaklaştırmak yerine daha çok bağlar.

Çünkü zihin net olmayan şeyi bırakmakta zorlanır.
Bir ilişki açıkça bitmişse acı verir ama zamanla anlamlandırılabilir. Fakat ne olduğu belli olmayan, adı konmamış, bir var bir yok ilerleyen ilişkiler zihni sürekli meşgul eder. Kişi karşısındaki insanı değil, onun vereceği cevabı beklemeye başlar. “Beni istiyor mu?”, “Neden bazen yakın bazen uzak?”, “Bir gün değişir mi?” soruları zihnin içinde dönüp durur.

Bu yüzden seni seçmeyen birine bağlanmak her zaman aşk değildir. Bazen bu, belirsizliğin yarattığı psikolojik bir döngüdür. Karşındaki kişi sana az verir; ama o az şey zamanla çok büyük görünmeye başlar. Küçük bir mesaj, kısa bir ilgi, beklenmedik bir yakınlık bir anda umut haline gelir. İnsan bazen sevildiği için değil, bir gün seçilebilme ihtimaline tutunduğu için kalır.

Asıl yorucu olan da budur: Seni gerçekten seçen biri güven verir; ama seni arada bırakan biri zihnini sürekli çalıştırır. Ve insan bazen huzur veren şeyi değil, zihnini en çok meşgul eden şeyi aşk sanır.
devamını oku