
Birinin ilgisi azaldığında bazı insanlar geri çekilmek yerine daha çok çabalamaya başlar. Daha fazla mesaj atar, daha fazla açıklama yapar, daha anlayışlı olmaya çalışır, kendini daha çok göstermeye çalışır. Karşı taraf uzaklaştıkça kişi onun ilgisini geri kazanmak için daha fazla emek verir.
İlk bakışta bu durum sevgi gibi görünebilir. “Onu sevdiğim için çabalıyorum” diye düşünülebilir. Fakat bazen bu çabanın altında sevgi kadar kaygı da vardır. Kişi karşı tarafı gerçekten istediği için değil, onun ilgisini kaybettiğinde kendini değersiz, yetersiz ya da terk edilmiş hissettiği için daha çok çabalar.
Bu yüzden ilgi azalınca verilen tepki yalnızca karşı tarafla ilgili değildir. O ilginin azalması kişinin içinde daha eski bir duyguyu tetikleyebilir. “Beni artık istemiyor mu?”, “Ben bir hata mı yaptım?”, “Yeterince iyi değil miyim?”, “Benden sıkıldı mı?” gibi düşünceler devreye girdiğinde ilişki bir bağ olmaktan çıkar, kişinin kendi değerini kanıtlama alanına dönüşür.
Birinin ilgisi azaldığında daha çok çabalamak, çoğu zaman ilişkiyi kurtarma çabası gibi görünür. Ama bazen kişi ilişkiyi değil, kendi içindeki kaygıyı yatıştırmaya çalışıyordur.
İlgi Azalınca Neden Kaygı Artar?
İlişkide ilgi, bazı insanlar için sadece hoş bir yakınlık değildir. Aynı zamanda güven işaretidir. Karşı tarafın mesaj atması, araması, merak etmesi, zaman ayırması ya da sıcak davranması kişiye “değerliyim” hissi verebilir.
Bu ilgi azaldığında kişi yalnızca partnerinin mesafesini fark etmez. Aynı zamanda kendi değeriyle ilgili de şüpheye düşebilir. Karşı tarafın ilgisindeki azalma, kişinin zihninde şu anlama gelebilir:
“Demek ki artık eskisi kadar önemli değilim.”
Oysa birinin ilgisinin azalması her zaman kişinin değersiz olduğu anlamına gelmez. Karşı tarafın kendi sorunları, ilişki biçimi, duygusal mesafesi, bağlanma tarzı ya da hayatındaki başka stresler de bu durumu etkileyebilir. Fakat kaygılı bir zihin bunu çoğu zaman kişisel algılar.
Bu yüzden ilgi azaldığında kişi karşı tarafı anlamaya çalışmaktan çok, kendini sorgulamaya başlar.
Daha Çok Çabalamak Neyi Saklar?
Birinin ilgisi azaldığında daha çok çabalamak bazen kişinin kendi değerini koruma çabasıdır. Kişi karşı tarafın ilgisini yeniden kazanırsa rahatlayacağını düşünür. Çünkü o ilgi geri gelirse, kendini yeniden değerli hissedecektir.
Fakat burada tehlikeli olan şudur: Kişinin kendi değeri karşı tarafın ilgisine bağlanmaya başlar.
Bu durumda kişi şunları yapabilir:
- Daha fazla mesaj atar.
- Daha fazla açıklama yapar.
- Kendi kırgınlığını bastırır.
- Karşı tarafı kaybetmemek için sınırlarından vazgeçer.
- İlgiyi geri kazanmak için daha uyumlu görünmeye çalışır.
- Rahatsız olduğu şeyleri söylemekten çekinir.
- Karşı taraf uzaklaşmasın diye kendini sürekli kontrol eder.
- Sevilmek için kendini ispatlamaya çalışır.
Bunların hepsi dışarıdan “çaba” gibi görünür. Ama içeride çoğu zaman şu duygu vardır:
“Beni bırakmasın diye daha iyi biri olmalıyım.”
Bu noktada ilişki sağlıklı bir yakınlık alanı olmaktan çıkar. Kişi karşı tarafla temas kurmak yerine, onun ilgisini kaybetmemeye çalışır.
Kaygılı Bağlanma Bu Döngüyü Nasıl Etkiler?
Kaygılı bağlanma yaşayan kişiler ilişkide mesafeye karşı daha hassas olabilir. Partnerin ilgisinin azalması, geç cevap vermesi, daha az araması ya da daha soğuk davranması kişide yoğun bir alarm duygusu oluşturabilir.
Bu alarm kişiye şunu söyler:
“Bir şeyler ters gidiyor. Hemen düzeltmelisin.”
Kişi bu alarmı susturmak için daha çok yaklaşmaya çalışır. Daha çok konuşmak ister, daha çok güvence arar, daha çok açıklama yapar. Fakat karşı taraf bu yoğunluğu baskı gibi hissederse geri çekilebilir.
Böylece ilişki şu döngüye girer:
- Bir taraf ilginin azaldığını hisseder.
- Kaygısı artar.
- Daha çok çabalamaya başlar.
- Karşı taraf baskı hisseder.
- Daha fazla uzaklaşır.
- Uzaklaşma kaygıyı daha da artırır.
- Kişi daha fazla çabalar.
Bu döngüde iki taraf da yorulur. Biri “Ben bu ilişki için çok uğraşıyorum” derken, diğeri “Ne yapsam yetmiyor” diye hissedebilir.
Neden Uzaklaşan Kişi Daha Çekici Gelir?
Uzaklaşan kişinin daha çekici gelmesinin nedeni her zaman o kişinin gerçekten daha değerli olması değildir. Bazen ulaşılması zor olan kişi, kişinin kendi içindeki değersizlik duygusunu tetikler. Onun ilgisini kazanmak, sanki kişinin kendi değerini kanıtlayacakmış gibi gelir.
Bu yüzden bazı insanlar kendilerine tutarlı, güvenli ve açık davranan kişilere karşı daha sakin hissederken; mesafeli, belirsiz ve ilgisi değişken kişilere daha güçlü bağlanabilir.
Çünkü belirsizlik, kaygıyı artırır. Kaygı arttıkça kişi bunu aşk sanabilir.
Oysa yoğun düşünmek, sürekli kontrol etmek, karşı tarafın davranışlarını analiz etmek ve ilgiyi geri kazanmak için kendinden vazgeçmek sevginin değil, çoğu zaman kaygının işaretidir.
Sevilmek İçin Kendini Kanıtlamaya Çalışmak
Birinin ilgisi azaldığında daha çok çabalayan kişi çoğu zaman şunu fark etmez: Aslında karşı tarafı ikna etmeye çalışırken kendi değerini de onun onayına teslim eder.
Kişi kendine şunu söylemeye başlar:
“Beni yeniden isterse değerliyim.”
“Benimle ilgilenirse yeterliyim.”
“Beni seçerse sevilebilir biriyim.”
Bu düşünce ilişkiyi çok yorucu hale getirir. Çünkü kişi artık ilişki içinde rahat değildir. Sürekli performans halindedir. Nasıl davranması gerektiğini, ne yazması gerektiğini, ne kadar beklemesi gerektiğini, ne zaman konuşması gerektiğini hesaplamaya başlar.
Sağlıklı bir ilişkide insan kendini sürekli kanıtlamak zorunda kalmaz. Sevilmek için kendinden vazgeçmez. Yakınlık, kişinin değerini ispatladığı bir sınava dönüşmez.
İlgi Azalınca Daha Çok Çabalayan Kişi Ne Yapmalı?
Bu döngüyü fark etmek önemlidir. Çünkü kişi çoğu zaman karşı tarafın ilgisini geri kazanmaya odaklanır ama kendi içinde neyin tetiklendiğini gözden kaçırır.
Kendine şu soruları sormak faydalı olabilir:
- Onun ilgisi azalınca ben kendimle ilgili neye inanmaya başlıyorum?
- Daha çok çabalamam sevgiden mi, kaybetme korkusundan mı geliyor?
- Bu ilişkide kendim gibi kalabiliyor muyum?
- İlgi görmek için sınırlarımdan vazgeçiyor muyum?
- Karşı tarafın mesafesi bana eski hangi duyguyu hatırlatıyor?
- Ben bu kişiyi mi istiyorum, yoksa onun ilgisiyle değerli hissetmeyi mi?
- Bu ilişki beni sakinleştiriyor mu, sürekli tetikte mi tutuyor?
Bu sorular, kişinin ilişkiyi daha net görmesine yardımcı olabilir. Çünkü bazen mesele karşı tarafın ilgisinin azalması değil, kişinin o ilgiye kendi değerini bağlamasıdır.
Bazen Daha Çok Çabalamak Sevgi Değil, Kaygıdır
Birinin ilgisi azaldığında daha çok çabalamak her zaman sevginin göstergesi değildir. Bazen bu çaba, kaybetme korkusunun, değersizlik hissinin ve terk edilme kaygısının ilişki içindeki hareket biçimidir.
Kişi karşı tarafı kaybetmemek için daha çok yaklaşır. Ama yaklaşırken kendi sınırlarından, ihtiyaçlarından ve gerçek duygularından uzaklaşabilir. Bir süre sonra ilişki, kişinin kendini değerli hissetmek için mücadele ettiği bir alana dönüşür.
Sağlıklı ilişki, birinin ilgisini kazanmak için sürekli kendini ispat etmek zorunda kaldığın yer değildir. Sevgi, seni sürekli sınava sokuyorsa orada yalnızca aşk değil, kaygı da vardır.
Bazen asıl soru şudur:
“Ben bu insanı gerçekten mi istiyorum, yoksa onun ilgisi bana kendimi değerli hissettirdiği için mi peşinden gidiyorum?”
Çünkü bazı ilişkilerde insan karşı tarafı değil, onun ilgisiyle içinde kapanan boşluğu özler.
Uzm. Psk. Burak Akkaya