
Bir ilişkide en kafa karıştırıcı durumlardan biri şudur: İki insan birbirini sever ama yine de birbirini çok yorar. Dışarıdan bakıldığında sevgi vardır, emek vardır, belki kopmak istemeyen iki insan vardır. Ama ilişkinin içinde sürekli bir kırgınlık, yanlış anlaşılma, beklenti, savunma ve yorgunluk birikmeye başlar.
Bu yüzden birçok kişi kendine şu soruyu sorar:
“Seviyorsak neden bu kadar zorlanıyoruz?”
Aslında sevgi, bir ilişkinin devam etmesi için önemli bir duygudur; fakat tek başına yeterli değildir. Çünkü ilişki yalnızca sevmekle değil, anlaşılmakla, güvende hissetmekle, duyulmakla, sınırları korumakla ve duyguları sağlıklı ifade edebilmekle ayakta kalır.
Bazen insanlar birbirini sevdiği halde birbirinin en hassas yerine dokunur. Biri ilgi bekler, diğeri baskı hisseder. Biri konuşmak ister, diğeri susar. Biri yakınlık arar, diğeri geri çekilir. İki taraf da aslında ilişkiyi korumaya çalışır; ama kullandıkları yollar birbirini daha fazla yorar.
Bu nedenle ilişkide yorgunluk her zaman sevginin bittiği anlamına gelmez. Bazen sevgi vardır ama ilişki döngüsü sağlıksızdır. Bazen insanlar birbirini sevdiği halde aynı dili konuşamaz. Bazen de sevgi, geçmişten gelen yaraların içinde yorucu bir mücadeleye dönüşür.
devamını oku

Sevgi, güven, paylaşım… Bir ilişkiden beklediğimiz temel duygular bunlarken, bazı ilişkiler tam tersine bizi tüketir, değersiz hissettirir, hatta duygusal olarak yıkar. Yine de o kişiden kopamaz, ona karşı derin bir bağ hissederiz. Mantığımız “Kaç!” diye haykırırken, kalbimiz “Kal!” demeye devam eder. İşte bu çelişki, toksik aşkın en can alıcı noktasıdır.