Psikoloğa Ne Zaman Gidilmeli? Ankara Psikolog Rehberi

psikoloğa ne zaman gidilmeli ve Ankara psikolog rehberi için sade terapi odası görseli
Psikoloğa gitmek için hayatın tamamen dağılmasını beklemek gerekmez; terapi, kişinin yaşadığı duygusal ve ilişkisel döngüleri anlamasına yardımcı olabilir.

Psikoloğa ne zaman gidilmeli sorusu, çoğu zaman kişi artık kendi içinde bazı şeyleri taşımakta zorlandığında akla gelir. İnsan bazen yaşadığı sıkıntıyı net olarak adlandıramaz. Sadece daha fazla düşündüğünü, daha çabuk yorulduğunu, daha az keyif aldığını ya da aynı sorunlara tekrar tekrar döndüğünü fark eder.

Birçok kişi psikolojik destek almayı erteler. Çünkü yaşadığı şeyi yeterince önemli görmez. “Geçer”, “Ben hallederim”, “Daha kötü durumda olanlar var” ya da “Psikoloğa gitmek için çok kötü olmam gerekir” diye düşünür.

Oysa psikoloğa gitmek için hayatın tamamen kontrolden çıkması gerekmez. Terapi yalnızca kriz anlarında başvurulan bir süreç değildir. Kişi kendini daha iyi anlamak, kaygılarını tanımak, ilişkilerindeki döngüleri fark etmek ya da geçmişin bugüne etkisini görmek için de terapiye başlayabilir.
devamını oku

Ağlayamamak Neden Olur? Duyguların Donması Nedir?

ağlayamamak ve duyguların donması üzerine sade psikoloji blog görseli
Ağlayamamak, kişinin duygusuz olduğu anlamına gelmez; bazen yoğun duyguların bastırılması ve güçlü durma alışkanlığıyla ilişkili olabilir.

Ağlayamamak, kişinin üzülse, kırılsa ya da içi dolsa bile duygusunu gözyaşıyla dışarı çıkaramamasıdır. İnsan bazen ağlamak ister ama ağlayamaz. Boğazı düğümlenir, göğsü sıkışır, içi dolar; fakat duygu bir türlü akmaz.

Bu durum duygusuz olmak anlamına gelmez. Bazen kişi çok şey hisseder ama o duyguya yaklaşmak ona fazla gelir. Bu yüzden beden ve zihin kendini kapatır.

Bazı insanlar çocukluktan itibaren ağlamamayı öğrenir. Güçlü durmak, belli etmemek, dağılmamak ve kimseye yük olmamak onlar için alışkanlık haline gelir. Zamanla ağlamak zayıflık gibi hissedilir.
devamını oku

Duygusal Uyuşma Nedir? Hiçbir Şey Hissetmemek Ne Anlama Gelir?

duygusal uyuşma ve hiçbir şey hissetmemek üzerine yalnızlık temalı psikoloji görseli
Duygusal uyuşma, kişinin acıya, sevince, yakınlığa ya da hayata karşı eskisi kadar temas kuramamasıyla ilişkili olabilir.

Duygusal uyuşma, kişinin sevinç, üzüntü, öfke, heyecan ya da yakınlık gibi duygulara eskisi kadar temas edememesi durumudur. Kişi bazen “hiçbir şey hissetmiyorum”, “içim boş gibi”, “ağlayamıyorum”, “sevinemiyorum” ya da “olan bitene uzaktan bakıyor gibiyim” diyebilir.

Bu durum her zaman duygusuzluk anlamına gelmez. Bazen kişi çok şey hissettiği için değil, artık daha fazla hissetmeye dayanamadığı için kapanır. Duygusal uyuşma çoğu zaman zihnin ve bedenin kendini korumaya çalıştığı bir savunma hali olabilir.

İnsan uzun süre kaygı, stres, travma, hayal kırıklığı, yas, ilişki sorunları ya da tükenmişlik yaşadığında duygusal sistemi yorulabilir. Bir noktadan sonra kişi artık acıyı da, sevinci de, özlemi de aynı canlılıkta hissedemez. Bu da hayatı uzaktan izliyormuş gibi bir his yaratabilir.
devamını oku

Ankara Psikolog: Başkalarını Memnun Etme İsteği Neden Yorar?

başkalarını memnun etme isteği ve hayır diyememek üzerine sade psikoloji blog görseli
Başkalarını memnun etme isteği, hayır diyememek, suçluluk duygusu ve sınır koyma güçlüğüyle ilişkili olabilir.

Başkalarını memnun etme isteği, kişinin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygularını geri plana atarak çevresindeki insanları hoş tutmaya çalışmasıdır. İnsan zaman zaman sevdiklerini düşünür, fedakârlık yapar, ilişkilerini korumaya çalışır. Bu oldukça insani bir durumdur. Ancak kişi sürekli başkalarının memnuniyetine göre yaşıyorsa, zamanla kendi iç dünyasından uzaklaşmaya başlar.

Başkalarını memnun etmeye çalışan kişi çoğu zaman “hayır” demekte zorlanır. Birini kırmamak, üzmemek, kızdırmamak ya da kaybetmemek için kendi isteğini bastırabilir. Başta bu davranış ilişkileri koruyor gibi görünür. Fakat uzun vadede kişi kendini yorgun, görünmez, değersiz ve sıkışmış hissedebilir.

Bu durum sadece iyi niyetle açıklanamaz. Bazen başkalarını memnun etme isteğinin arkasında onaylanma ihtiyacı, suçluluk duygusu, reddedilme korkusu, değersizlik hissi, kaygılı bağlanma ya da çocuklukta öğrenilmiş ilişki kalıpları olabilir.
devamını oku