Çekingen kişilik bozukluğu

Çekingen kişilik bozukluğu olan kişiler utangaç, çekingen, başkaları tarafından olumsuz değerlendirilmekten ciddi bir şekilde korkan, kendilerini fazla gözlemleyen kişilerdir. Toplum içinde çirkin, anlamsız görünmekten, yanlış bir şey yapmaktan korkarlar. Yüzleri kızarır, elleri titrer ve bu durumun fark edileceğini düşünerek ciddi bir endişe yaşarlar. Kendilerine karşı yapılan eleştirilere aşırı derecede hassasiyet gösterirler, yaşamlarını reddedilme ve onaylanmama korkusuyla şekillendirirler. İstemedikleri halde yakın ilişkiler kurmaktan kaçınırlar. Dünyayı güvensiz ve tehditkar bir yer olarak görürler. Öz saygıları düşüktür; kendilerini değersiz, beceriksiz ve yeteneksiz kişiler olarak tanımlarlar.

Çekingen kişilik bozukluğunda yaşanılan aşırı utangaçlık ve reddedilme korkusu kişilerin sosyal ve profesyonel yaşamlarını ciddi derece etkiler. Eleştirilmekten koktukları için iş faaliyetlerinden kaçınabilir veya iş tekliflerini reddedebilirler.

devamını oku

Histrionik kişilik bozukluğu

Histrio Latincede aktör, oyuncu anlamına gelir. Histrionik kişilik bozukluğunun en belirleyici özelliği de dikkatleri üzerine çekme isteğidir. Bu kişiler olayları dramatize ederler ve hatta dikkat çekebilmek için yalan öyküler anlatırlar. Abartılmış duygusal tepkiler ve beden, yüz hareketleri; çabuk etkilenme gibi özellikleri vardır. Bu kişiler dış görünümleriyle çok ilgilidirler, gösterişli ve çekici olmaya çalışırlar; benmerkezcidirler.

İlgi odağı olmadıkları her durumda rahatsız olurlar ve odağı üzerlerine çekmek için küçük kışkırtıcı hareketler yapabilirler. Çok çabuk arkadaş olur, fakat çabuk reddedilmiş hissederler. Şefkat ve sevgi açlığı gösterirler; fakat olgun, dengeli ilişkiler kuramazlar.

Histrionik kişilik bozukluğuna sahip kişiler için özsaygıları başkalarının onayına bağlıdır. Çoğunlukla yapay ve yüzeysel ilişki kurarlar. Kimilerinde baştan çıkarıcı tavırlar dikkat çekebilir. Histrionik kişilik bozukluğu erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülen bir rahatsızlıktır.

Bu bozukluğa sahip kişiler sosyal ve mesleki ortamlarında başarı elde edebilirler. Biten bir ilişkinin ardından kendileri tedavi olmayı isteyebilir.

devamını oku

Narsisistik kişilik bozukluğu

Narsisizm veya özseverlik, Kişinin kendi bedensel ve zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Kelime kökeni Yunan mitolojisinde bir kahraman olan Narkissos’dan gelir. Narkissos adını narkoza ve bir çiçek familyası olan nergisgillere de vermiştir.

Freud Narsisizmi ‘Dış dünyadan soyutlanan libidonun (cinsel enerji) egoya (ben) yönlendirilmesi’ şeklinde açıklamıştır. Yani libidonun büyük bir depoda toplanır gibi egoda toplanması ve daha sonra nesnelere yönlendirilmesi; fakat kolaylıkla tekrar soyutlanarak egoya yönlenmesi durumudur. Önemli psikiyatrik rahatsızlıklar olan nevroz, paranoya hatta psikozda narsisizm etkileri görülmektedir. Başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar.

Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir.

devamını oku

Antisosyal kişilik bozukluğu

Sosyopati, antisosyal kişilik bozukluğu olarak isimlendirilen psikolojik rahatsızlığın gayri resmî adıdır. Amerikan Psikiyatri Derneği’nin Teşhis ve İstatistik Rehberinde şöyle tarif edilmektedir:

“Teşhis için temel özellik, çocukluk veya ilk ergenlik çağında başlayıp yetişkinlik çağında da devam eden, diğer insanların hakları ile ilgili daimî bir umursamazlık ve ihlâl seyridir.”

Bozukluğun temel özellikleri olarak sayılan hususlar, hilekârlık ve manipülasyondur. Çoğu zaman davranışlarından ötürü suçluluk veya pişmanlık duymazlar. Haz ilkesinden beslenirler. Bu nedenle davranışlarının sebep olacağı sonuçları düşünmezler.

Uyuşturucu ve alkol gibi problemleri olabilir. Bu nedenle, bu bozukluğa sahip kişiler aile, iş veya okulla ilgili sorumluluklarını yerine getiremezler. Çocuklukta dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik bozukluğu gösteren kişilerde antisosyal kişilik bozukluğu riski daha yüksektir. Ağır cinsel sapkınlık gösteren çoğu kişide antisosyal kişilik bozukluğu vardır. Yüzeysel olarak samimi olabilirler ancak karşılarındaki insanı fethettikten sonra ilgisiz bir tavır sergilerler. Antisosyal kişilik bozukluğunun erkeklerde görülme olasılığı kadınlara kıyasla daha fazladır. Bu kişilik bozukluğunun kalıtım ve çevre etkenlerinin birlikte etkili olabildiği düşünülüyor.

 

devamını oku