Anksiyete ya da kaygı bozukluğu, tehlikeli durumlarda vücuda meydan okumaya hazır olması gerektiğini haber veren sinyaldir. Doğal ve gerekli olan kaygı hissedilmeye başlandığında nefes alış verişi ve kalp atışı hızlanarak kaslara daha fazla oksijen gitmesi sağlanmaktadır. Böylece vücut, tehlikeli durumlara kendini hazırlamış olmaktadır. Tehlikeli durumların farkına varmak gerektiğinde kişi bu dürtüyle tetikte beklemektedir.
Doğal anksiyete olarak adlandırılan bu dürtü sayesinde, trafikte yaşanacak herhangi bir tehlikeli durumda direksiyona ani müdahale etme, sınavda daha iyi performans sergileme gibi durumlara yardımcı olmaktadır. Aslında kaygılanmak, günlük hayatta sorunlarla baş edebilmek ve hayati durumlarla karşılaşıldığında hızlı karar verebilmek için gereklidir.
Anksiyete bozukluğu ise kaygı duygusunun bir tehlike yokken kendini göstermesi, uzun süre devam etmesi ve çok güçlü hissedilmesidir ki böyle bir durum söz konusuysa tedavi gereklidir. İleri derecede anksiyete bozukluğu kişileri fazlasıyla rahatsız edebilmekte ve günlük hayattaki işlevlerini yerine getirmesini zorlaştırabilmektedir. Kaygı bozukluğu yaşayan kişinin, sosyal yaşamında başka kişilerle olan ilişkileri de olumsuz etkilenmektedir.
Panik atak, gerçek bir tehlike veya görünürde belirgin bir neden olmamasına rağmen şiddetli fiziksel belirtilerle kendini gösteren yoğun korku atağıdır. Kişi kalp krizi geçirdiğini veya öleceğini düşünebilir. Bir çok insan hayatları boyunca bir ya da iki panik atak geçirebilir. Ancak panik ataklar sürekli tekrarlıyorsa panik bozukluğundan bahsedilir.
Özgül fobi, kişinin belirli bir nesne ya da durumun varlığında belirgin bir korku veya anksiyete yaşadığı rahatsızlıktır. Bu rahatsızlığı bulunan kişiler fobi nedeni uyarıcıyla karşılaştıklarında genellikle panik atağa benzer bir korku tepkisi gösterirler, bazı bireylerde panik atak da gözlenebilir. Özgül fobisi olanlar fobi nedeni nesne ya da durumla karşılaşma beklentisi içinde oldukları için kaygı yaşarlar ve bu nesne veya durumlardan kaçınmak için büyük çaba harcarlar.
Sosyal fobi, sosyal ortamlarda ortaya çıkan çeşitli belirtilerle karakterize sık görülen kaygı bozukluklarından biridir. Genellikle çocukluk veya ergenlik çağında başlar. Bu bozukluğa sahip kişiler, sosyal durumlarda oldukça gergin veya rahatsız hissetme eğilimindedir. Başkaları tarafından utangaç, sessiz, içe dönük, geri çekilmiş, engellenmiş, mesafeli ve ilgisiz kişiler olarak görülür. Tam tersi olarak arkadaş edinmek, gruplara dahil olmak ve sosyal etkileşim içeren aktivitelere katılmaktan zevk alırlar; fakat, endişeleri sebebiyle istedikleri pek çok şeyi yapamazlar.