
Bazı dönemlerde insan kendini sürekli ağlamak üzereymiş gibi hissedebilir. Ortada çok belirgin bir neden yoktur ama boğazda bir düğüm, göğüste bir sıkışma, içte bir doluluk hissi vardır. Bazen küçük bir cümle, bir şarkı, bir bakış ya da gün içinde yaşanan sıradan bir olay bile gözleri doldurabilir.
Sürekli ağlamak istemek çoğu zaman “zayıflık” değildir. Aksine, kişinin uzun süredir taşıdığı duygusal yükün artık görünür hale gelmesidir. İnsan bazen günlerce, haftalarca hatta aylarca güçlü durmaya çalışır; konuşmaz, bastırır, idare eder, erteler. Ama beden ve zihin bir noktadan sonra bu yükü başka şekilde dışarı çıkarır. Ağlama isteği bazen tam da bu yüzden gelir.
Ağlamak, çoğu zaman yalnızca üzüntünün değil; yorgunluğun, kaygının, kırgınlığın, bastırılmış öfkenin, çaresizliğin veya artık dayanacak gücü kalmamanın da ifadesidir. Bu yüzden “Neden ağlamak istiyorum?” sorusunun cevabı her zaman tek bir olayda bulunmaz. Bazen mesele o gün yaşanan şey değil, uzun zamandır biriken şeydir.
devamını oku
Birlikteliğin temelini oluşturan dinamikler ilişkiden ilişkiye farklılık göstermektedir. Her birlikteliğin temel dinamiği farklıdır. Evliliğin temeline inildiğinde koşulsuzluk önemli bir yapıdır. Evliliğin temelini oluşturan unsurlar her ne kadar çiftler arasında tartışılsa da değişkendir. Bu yazımda size biten evlilik belirtileri hakkında bilgi vereceğim.
Sadece bir günlüğüne Taş Devrine (2 milyon yıl önce başladı ve 12.000 yıl önce son buldu.) ışınlanacak olsak bir günümüzün nasıl geçeceğini hiç düşündünüz mü? İnsan var olduğu ilk andan son ana kadar büyük ve karmaşık bir düzen içerisinde yaşamını sürdürdü. Geçmişten günümüze insanın sahip olduğu biyolojik, sosyolojik ve psikolojik etkiler yaşamımızın tamamını etkiliyor. Taş Devrinden de öncesinde varlığı bilinen insanın yaşamı pek çok iç ve dış etkenin alış verişine bağlı bir şekilde gerçekleşiyor.