Bilişsel Çarpıtmalar (Düşünce Hataları)

Düşünce, duygu ve davranış bir bütünü temsil eder ve birbirini etkiler. Her bireyin duygu ve davranışları yaşadığı olayları nasıl yorumladığıyla ilişkilidir.

Yaşanılan olayların etkileri ve ona yüklenilen anlam kişiye özeldir. Olumsuz duygular fiziksel ve düşünsel olarak kişiyi olumsuz etkiler. Moraliniz bozuk olduğunda ya da kendinizi iyi hissetmediğiniz zamanlarda çok çabuk yorulur ve kendinizi güçsüz hissedebilirsiniz. Enerjiniz azalır ve sorunlara çözüm üretmekte zorlanabilirsiniz. Karşılaştığınız sorunları bütün olarak değerlendirmek yerine olumsuz tarafına yoğunlaşarak çözüm üretme ve olumlu düşünme yetinizi kaybedebilirsiniz. Yaşadığınız durumları daha abartılı, gerçekten uzak, fazla kişiselleştiren ya da fazla genelleştiren düşünce hatalarına düşebilirsiniz.

Özellikle psikolojik rahatsızlık yaşayan ya da stres altında olan bir kişinin olayları işlevsel olmayan öngörülerle algılama ve olumsuz bir şekilde yorumlama eğilimi vardır. Olayları nasıl algıladığınız önemlidir ve duygularınıza yön verir. Bazen algılarınız dış dünyada olan biteni size çarpıtarak aktarır. Bu nedenle yaşadığınız olaya yönelik uygun olmayan duygu durumu yaşarsınız. İşte bilişsel çarpıtmalar, düşüncedeki sistematik hatalardır. Bireyin gerçeği yanlış algılamasına neden olan düşüncelerdir.

Genel olan birkaç tanesi ise şöyledir;
devamını oku

Karanlık Depresyonu (Mevsimsel Depresyon)

Sadece bir günlüğüne Taş Devrine  (2 milyon yıl önce başladı ve 12.000 yıl önce son buldu.)  ışınlanacak olsak bir günümüzün nasıl geçeceğini hiç düşündünüz mü? İnsan var olduğu ilk andan son ana kadar büyük ve karmaşık bir düzen içerisinde yaşamını sürdürdü. Geçmişten günümüze insanın sahip olduğu biyolojik, sosyolojik ve psikolojik etkiler yaşamımızın tamamını etkiliyor. Taş Devrinden de öncesinde varlığı bilinen insanın yaşamı pek çok iç ve dış etkenin alış verişine bağlı bir şekilde gerçekleşiyor.

Alarm kurmadan uyuduğunuz günü düşünün. Sizi uykunuzdan kaldıran şey neydi? Uykunuzu almış olmanız mı? Gürültü çıkaran komşunuz mu?

Sorunun cevabı bunlar değil, sizi uyandıran şey Gün Işığıydı. Yapılan araştırmalar (2000’li yılların başında) doğrultusunda gün ışığının beynimizin uykudan sorumlu olan bölümü Hipokampüs ile doğrudan etkileşim içerisinde olduğunu ortaya çıkardı. Yani zihnimiz uyku halinde gün ışığını doğrudan algılıyor ve uyanmamızı tetiklediğini öğrenmiş olduk. Bununla birlikte eğer uyku hormonu (Melatonin) yeteri kadar sağlanmaz ise hafızaya doğrudan etki ettiği de çıkan diğer sonuçlardandı.

Melatonin (Uyku Hormonu) ile birlikte eğer yeteri kadar gün ışığı olmayan bir zaman diliminde uyanıyorsak ek olarak Stres Hormonu (Kortizol) ile birlikte uyarılmış ve uyanmış oluyoruz. Yani karanlık ve yeterli gün ışığı olmayan bir zaman diliminde uyanıyorsak sinirli ve uykumuzu almamış gibi hissetmemizin nedenlerinden bazıları bunlar olabilir.
devamını oku