İnsan Neden İyi Hissetmekten Korkar?

İnsan neden iyi hissetmekten korkar ve kendini sabote eder Bazı insanlar hayatında güzel bir şey olduğunda rahatlamak yerine gerilir. Bir ilişki iyi gidiyordur, işler yavaş yavaş yoluna giriyordur, uzun zamandır beklediği bir fırsat karşısına çıkmıştır; ama içeride tuhaf bir huzursuzluk başlar. Sanki bu iyi hal uzun sürmeyecekmiş, birazdan kötü bir şey olacakmış ya da her şey bir anda bozulacakmış gibi hisseder.

Bu durum dışarıdan bakıldığında garip görünebilir. Çünkü insanın iyi hissettiğinde rahatlaması beklenir. Oysa bazı insanlar için huzur tanıdık bir duygu değildir. Zihin yıllarca kaygıya, eleştiriye, belirsizliğe, terk edilmeye ya da hayal kırıklığına alıştıysa; iyi gelen şeyler bile güvenli değil, yabancı hissettirebilir.

İşte bu yüzden bazı insanlar mutlu olduklarında bile tetikte kalır. Sevildiğinde şüphelenir, işleri yoluna girdiğinde endişelenir, sakin bir dönem başladığında “bu sessizlik hayra alamet değil” diye düşünür. Çünkü zihin bazen iyi olanı da kaybedilecek bir şey gibi algılar. Ve insan kaybetmekten korktuğu şeyi yaşamaya bile cesaret edemez.

Bu yazıda, insanın neden iyi hissetmekten korkabileceğini, güzel şeyler olduğunda neden huzursuz olabileceğini ve bu durumun kendini sabote etme, kaygı, suçluluk ve güvenlik hissiyle nasıl bağlantılı olduğunu ele alacağız.
devamını oku

Kendini sabote etmek

Hayatta başarısızlığın, hayallerden vazgeçmenin ya da fırsatları değerlendirememenin sebebini çoğu zaman dış koşullarda ararız. Ekonomik durum, çevre, aile, şanssızlık… Liste uzar gider. Oysa en büyük engel, çoğu zaman aynada gördüğümüz kişidir. İnsan, farkında olmadan kendi önüne set çeker. Bilinçaltındaki korkular, geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler ve derinlere yerleşmiş değersizlik duygusu, hedefe giden yolda görünmez tuzaklar kurar. İşte bu görünmez tuzaklara kendini sabote etmek denir.

Düşünsenize, bir fırsat elinize geçiyor ama onu değerlendirmek yerine erteliyorsunuz. Ya da hayatınızda olumlu bir gelişme olduğunda, bilinçsizce o gelişmeyi bozacak adımlar atıyorsunuz. Bu bir tesadüf değil; zihniniz, bilinçaltında hâlâ “Ben buna layık değilim” diyor olabilir.
devamını oku

Suçluluk Duygusu: Sessizce İçimizi Kemiren Duygu

Bir gece herkes uyuduktan sonra aniden uyanırsınız. İçinizde bir ağırlık vardır. Belki gün içinde söylediğiniz bir söz, belki yıllar önce verdiğiniz bir karar ya da belki sadece kendi ihtiyaçlarınızı gözettiğiniz bir an…

Ama o an geldiğinde zihninizde bir ses belirir:

Yanlış mı yaptım? Ya üzülmesine sebep olduysam? Keşke öyle demeseydim.

İşte bu sesin adı suçluluktur.

Suçluluk, çoğu zaman bizimle fısıltıyla konuşur. Gürültülü değildir; ama inatçıdır. Gündüz işlerimize odaklanırken susturabiliriz belki ama geceleri, yalnız kaldığımızda tekrar çıkar karşımıza. Sessizce içimizi kemirir. Bizi yavaş yavaş yorar, özgüvenimizi tüketir, kendimize inancımızı zedeler.

Suçluluk duygusu aslında bir alarm sistemidir. Toplumsal ilişkileri düzenleyen, insanlara zarar vermememizi sağlayan bir iç pusuladır. Ancak bu pusula zamanla bozulursa, sürekli kendi etrafımızda dönmeye başlar ve yaşam enerjimizi emer. Kimi zaman bizi pasifleştirir, kimi zaman bizi değersiz hissettirir.
devamını oku