Susuyorsan güçlü değil, yorgunsun

Susmak çoğu zaman yanlış anlaşılır.
İnsan sustuğunda, çevresi bunu sakinlik, soğukkanlılık ya da kontrol olarak okuyabilir.
Oysa klinikte gördüğümüz tablo çok daha farklıdır:
Suskunluk çoğu zaman bir gücün değil, yorgunluğun sonucudur.

İnsan durup dururken susmaz.
Suskunluk genellikle biriken deneyimlerin, üst üste gelen hayal kırıklıklarının ve karşılık bulmayan anlatıların sonucudur.
Kişi başta anlatır, açıklar, kendini ifade etmeye çalışır.
Ama anlattığı şeyler duyulmadığında, ciddiye alınmadığında ya da sürekli yanlış anlaşıldığında, konuşmak giderek daha fazla enerji isteyen bir hâle gelir.
Bir noktadan sonra insan, söyleyecek sözü olmadığı için değil, söylediklerinin bir karşılığı olmadığına inandığı içinsusar.

Bu suskunluk çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir.
Daha çok zihnin ve duygusal sistemin verdiği bir sinyaldir:
“Burada kendimi ifade etmek güvenli değil.”
Kişi kavga etmekten değil, anlatmanın sonuçsuzluğundan yorulmuştur.
devamını oku

Zor İnsanlarla Başa Çıkmak: Sağlıklı Sınırlar Nasıl Koyulur?

Hayatınızı Zorlaştıran İnsanlarla Baş Etmek Mümkün mü?

Hayatımız boyunca birçok farklı insanla etkileşim kurarız. Bazıları bize enerji verir, ilham kaynağı olur, destekleyici ve anlayışlıdır. Ancak bazıları ise sürekli sınırlarımızı zorlar, duygusal olarak yorucu ve manipülatif olabilir. İş yerinde, ailede, arkadaş çevresinde ya da romantik ilişkilerde bu tür insanlarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Peki, böyle durumlarda ne yapmalıyız? Onlarla ilişkileri tamamen kesmek her zaman mümkün olmayabilir, ancak sınır koyarak kendimizi korumak elimizde.

devamını oku

İlişkilerinde neden hep aynı hatayı yapıyorsun?

İlişkilerde kendinizi hep aynı döngünün içinde buluyor musunuz? Farklı kişilerle tanışıyorsunuz, belki her seferinde “Bu sefer farklı olacak” diyorsunuz ama sonunda yine aynı kırgınlıklar, aynı tartışmalar ve aynı mutsuzluk… Eğer bu cümleler size tanıdık geliyorsa, merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Aslında bu, çoğumuzun farkında olmadan yaptığı bir şey.

Çünkü ilişkilerde yaptığımız hatalar sadece o anki durumlarla ilgili değil, bizim geçmişimiz, çocukluğumuz, ailemiz ve öğrendiğimiz ilişki kalıplarıyla da çok yakından bağlantılıdır. Peki, neden hep benzer ilişkilere giriyoruz? Neden geçmişte bizi üzen birini bırakıp yeni bir ilişkiye başladığımızda bile benzer sorunlarla karşılaşıyoruz?
devamını oku

Aile İçi İletişim ve Çocukların Zihinsel Sağlığı

Aile, bir çocuğun hayatındaki en temel ve kalıcı etkenlerden biridir. Çocuklar, aileleri tarafından yetiştirildikleri, sevgi gördükleri ve iletişim kurdukları bir ortamda büyürler. Bu süreç, çocukların zihinsel sağlığı, benlik saygısı ve genel duygusal refahı üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Aile içi iletişim, çocukların yaşamları boyunca taşıyacakları temel iletişim becerilerini ve duygusal kalıpları oluşturur.

Aile içi iletişimin önemi, çocukların psikolojik gelişimi üzerinde giderek daha fazla araştırılan bir konu haline gelmiştir. Ebeveynlerin ve aile üyelerinin, çocuklarına yaklaşımı, onların kişiliklerini, duygusal dengeyi ve ilişkilerini şekillendirir. Bu nedenle, aile içi iletişimde yaşanan olumlu deneyimler, çocukların sağlıklı bir şekilde büyümelerine ve duygusal zeka becerilerini geliştirmelerine katkı sağlayabilir. Aksine, olumsuz iletişim deneyimleri, düşük özsaygı, anksiyete, depresyon gibi psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Bu makalede, aile içi iletişimin çocukların zihinsel sağlığı üzerindeki etkisini yakından inceleyeceğiz. Ayrıca, bu alandaki bilişsel davranışçı terapi ve Gottman Terapisi gibi etkili teknikleri ele alarak, ailelerin daha sağlıklı iletişim ve ilişki modelleri geliştirmelerine yardımcı olacağız.
devamını oku