Durduk Yere Gelen Huzursuzluk Hissi Neden Olur?

Durduk yere gelen huzursuzluk hissinin psikolojik nedenleri; kaygı, stres, bastırılmış duygular, iç sıkıntısı ve sürekli tetikte olma haliyle ilişkisi.
durduk yere gelen huzursuzluk hissi ve kaygı

Durduk yere gelen huzursuzluk hissi, birçok kişinin yaşadığı ama tarif etmekte zorlandığı bir durumdur. Ortada belirgin bir sorun yoktur, gün normal ilerliyordur, belki her şey dışarıdan sakin görünüyordur; ama içeride açıklanamayan bir sıkışma, yerinde duramama, kötü bir şey olacakmış gibi hissetme ya da içten içe rahatsız olma hali vardır. Kişi çoğu zaman “Neden böyle hissediyorum?” diye düşünür ama net bir cevap bulamaz.

Bu huzursuzluk bazen bedende de kendini gösterir. Göğüste sıkışma, mideye oturan bir ağırlık, nefesin tam yetmemesi, kalp çarpıntısı, kas gerginliği ya da sürekli hareket etme isteği görülebilir. Zihin de aynı anda çalışmaya başlar: “Bir şey mi olacak?”, “Neden rahat değilim?”, “Acaba bilmediğim bir sorun mu var?” Bu sorular arttıkça huzursuzluk hissi daha da belirginleşebilir.

Durduk yere gelen huzursuzluk çoğu zaman gerçekten “durduk yere” değildir. Sadece kişi o anda bu hissin kaynağını fark edemiyor olabilir. Bazen uzun süredir biriken stres, bastırılmış duygular, kaygı, yorgunluk, kontrol ihtiyacı veya geçmiş deneyimlerin bıraktığı tetikte olma hali bu duyguyu ortaya çıkarabilir. Yani huzursuzluk, çoğu zaman zihnin ve bedenin “bir şeyler fazla geldi” deme biçimidir.
devamını oku

Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek Neden Olur?

sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek ve kaygı hali
Bazı insanlar ortada belirgin bir sorun yokken bile içten içe kötü bir şey olacakmış gibi hisseder. Gün normal ilerliyordur, görünürde büyük bir tehlike yoktur ama beden rahatlayamaz. Zihin sürekli ihtimalleri tarar, “Ya bir şey olursa?”, “Ya kötü bir haber alırsam?”, “Ya her şey bir anda bozulursa?” gibi düşünceler arka planda dönmeye devam eder.

Bu his çoğu zaman yalnızca “evham” değildir. Sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek; kaygı, stres, geçmiş deneyimler, güvensizlik, kontrol ihtiyacı ya da uzun süredir devam eden psikolojik yorgunlukla bağlantılı olabilir. Kişi bunu bazen iç sıkıntısı, huzursuzluk, kalp çarpıntısı, mide sıkışması, nefes darlığı ya da sürekli tetikte olma haliyle yaşayabilir.

En zor tarafı da şudur: Kişi çoğu zaman neye kaygılandığını tam olarak bilemez. Belirli bir sorun yoktur ama beden sanki bir tehlike varmış gibi alarmdadır. Bu yüzden bu duygu insanı hem zihinsel hem bedensel olarak yorar. Çünkü kötü bir şey olmasını beklemek, bazen kötü bir şey yaşamış kadar yorucu olabilir.
devamını oku

Ağlama İsteği Neden Olur? Sürekli Ağlamak İstemek Ne Anlama Gelir?

ağlama isteği neden olur ve sürekli ağlamak istemek
ağlama isteği neden olur ve sürekli ağlamak istemek

Bazı dönemlerde insan kendini sürekli ağlamak üzereymiş gibi hissedebilir. Ortada çok belirgin bir neden yoktur ama boğazda bir düğüm, göğüste bir sıkışma, içte bir doluluk hissi vardır. Bazen küçük bir cümle, bir şarkı, bir bakış ya da gün içinde yaşanan sıradan bir olay bile gözleri doldurabilir.

Sürekli ağlamak istemek çoğu zaman “zayıflık” değildir. Aksine, kişinin uzun süredir taşıdığı duygusal yükün artık görünür hale gelmesidir. İnsan bazen günlerce, haftalarca hatta aylarca güçlü durmaya çalışır; konuşmaz, bastırır, idare eder, erteler. Ama beden ve zihin bir noktadan sonra bu yükü başka şekilde dışarı çıkarır. Ağlama isteği bazen tam da bu yüzden gelir.

Ağlamak, çoğu zaman yalnızca üzüntünün değil; yorgunluğun, kaygının, kırgınlığın, bastırılmış öfkenin, çaresizliğin veya artık dayanacak gücü kalmamanın da ifadesidir. Bu yüzden “Neden ağlamak istiyorum?” sorusunun cevabı her zaman tek bir olayda bulunmaz. Bazen mesele o gün yaşanan şey değil, uzun zamandır biriken şeydir.
devamını oku

Susuyorsan güçlü değil, yorgunsun

Susmak çoğu zaman yanlış anlaşılır.
İnsan sustuğunda, çevresi bunu sakinlik, soğukkanlılık ya da kontrol olarak okuyabilir.
Oysa klinikte gördüğümüz tablo çok daha farklıdır:
Suskunluk çoğu zaman bir gücün değil, yorgunluğun sonucudur.

İnsan durup dururken susmaz.
Suskunluk genellikle biriken deneyimlerin, üst üste gelen hayal kırıklıklarının ve karşılık bulmayan anlatıların sonucudur.
Kişi başta anlatır, açıklar, kendini ifade etmeye çalışır.
Ama anlattığı şeyler duyulmadığında, ciddiye alınmadığında ya da sürekli yanlış anlaşıldığında, konuşmak giderek daha fazla enerji isteyen bir hâle gelir.
Bir noktadan sonra insan, söyleyecek sözü olmadığı için değil, söylediklerinin bir karşılığı olmadığına inandığı içinsusar.

Bu suskunluk çoğu zaman bilinçli bir tercih değildir.
Daha çok zihnin ve duygusal sistemin verdiği bir sinyaldir:
“Burada kendimi ifade etmek güvenli değil.”
Kişi kavga etmekten değil, anlatmanın sonuçsuzluğundan yorulmuştur.
devamını oku