Kendini sabote etmek

Hayatta başarısızlığın, hayallerden vazgeçmenin ya da fırsatları değerlendirememenin sebebini çoğu zaman dış koşullarda ararız. Ekonomik durum, çevre, aile, şanssızlık… Liste uzar gider. Oysa en büyük engel, çoğu zaman aynada gördüğümüz kişidir. İnsan, farkında olmadan kendi önüne set çeker. Bilinçaltındaki korkular, geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler ve derinlere yerleşmiş değersizlik duygusu, hedefe giden yolda görünmez tuzaklar kurar. İşte bu görünmez tuzaklara kendini sabote etmek denir.

Düşünsenize, bir fırsat elinize geçiyor ama onu değerlendirmek yerine erteliyorsunuz. Ya da hayatınızda olumlu bir gelişme olduğunda, bilinçsizce o gelişmeyi bozacak adımlar atıyorsunuz. Bu bir tesadüf değil; zihniniz, bilinçaltında hâlâ “Ben buna layık değilim” diyor olabilir.
devamını oku

Sevgi mi? Bağımlılık mı?

İlişkinin başında her şey çok yoğun, çok tutkulu ve büyüleyici görünür. Kalp daha hızlı atar, zaman durur, dünya sadece o kişiden ibaret hale gelir. Ama zamanla bazı duygular içeride biriktikçe, şu sorular sessizce yükselmeye başlar: “Onsuz yapamamak sevgi midir, yoksa bir bağımlılık mı?”, “Onun ilgisini kaybetmemek için neden kendimden bu kadar veriyorum?” lişkilerde sınırlar kaybolduğunda, sevgi yerini bağımlılığa bırakabilir. Fakat bunu fark etmek her zaman kolay değildir.

devamını oku

İçimizdeki Yaralı Çocuk Büyümek İstemiyor

Bazen hayatta ne kadar yol alırsak alalım, bir bakış, bir cümle ya da bir sessizlik bizi geçmişin karanlık bir köşesine ışık hızında geri götürebilir. İçimizde, çok derinlerde, çocukluğumuzdan kalma bir parça, hala orada bir yerlerde bizimle yaşamaya devam eder. Bu parça, zaman zaman kendini hatırlatır: Belki bir ilişkide aşırı tepki veririz, belki basit bir eleştiride derin bir yetersizlik duygusuna kapılırız ya da yalnız kaldığımızda içimizde büyük bir korku uyanır. Tüm bunlar büyümeyen, büyüyemeyen ama hala sevilmek, anlaşılmak ve güvende olmak isteyen bir çocuğun sessiz çığlıklarıdır.

İçimizdeki bu yaralı çocuk, sadece psikolojik bir metafor değil; aslında hayatımızı yöneten, kararlarımızı etkileyen ve duygularımızı şekillendiren bir içsel parçadır. Çocukken alamadığımız sevgiyi hâlâ arıyor olabiliriz, duyulmamış sözlerimizi hâlâ birilerinin duymasını bekliyor olabiliriz. Bu yazıyı sayfanın en altındaki müzikle birlikte okumanı tavsiye ediyorum.

devamını oku

Affetmek mi Unutmak mı? Zihnimiz Geçmişle Nasıl Barışır?

Bazı anılar vardır… Ne kadar silmek istesek de zihnimizin kuytularında tekrar tekrar belirir. Bazen bir sesle, bazen bir kokuyla, bazen de bir rüyada karşımıza çıkarlar. Kimi zaman bir ihanetin ardından, kimi zaman çocuklukta içimizde açılmış bir yaranın izinden…

Peki, geçmişi gerçekten unutmak mümkün mü? Ya da affetmek, her şeyi sıfırlamak anlamına mı gelir?

İnsanın ruhsal yolculuğunda en zorlu eşiklerden biri affetmektir. Ancak çoğu zaman affetmek, karşımızdakine değil, kendimize yaptığımız bir iyiliktir. Çünkü affetmediğimiz her kişi, her olay ve her duygu, biz fark etmeden yük olmaya devam eder.
devamını oku