
EMDR terapisi, kişinin geçmişte yaşadığı zorlayıcı olayların bugünkü duygu, düşünce ve beden tepkileri üzerindeki etkisini çalışmaya yardımcı olan bir terapi yaklaşımıdır. Bazen bir olay geçmişte kalır. Fakat bedende, ilişkilerde, kaygıda ya da kişinin kendine bakışında hâlâ yaşamaya devam eder.
İnsan bazı anıları yalnızca hatırlamaz. Onları yeniden yaşıyormuş gibi hissedebilir. Bir ses, bir koku, bir bakış, bir mesaj, bir tartışma ya da benzer bir ortam eski bir duyguyu yeniden uyandırabilir.
Bu yüzden mesele her zaman “geçmişi düşünmek” değildir. Bazen geçmiş, bugünkü tepkilerin içinde kendini gösterir.
EMDR terapisi tam da bu noktada gündeme gelir. Amaç anıyı silmek değildir. Amaç, o anının bugün hâlâ kişiyi aynı yoğunlukta etkilemesini azaltmak ve zihnin o yaşantıyı daha sağlıklı işlemesine yardımcı olmaktır.
devamını oku

İlişkinin başında her şey çok yoğun, çok tutkulu ve büyüleyici görünür. Kalp daha hızlı atar, zaman durur, dünya sadece o kişiden ibaret hale gelir. Ama zamanla bazı duygular içeride biriktikçe, şu sorular sessizce yükselmeye başlar: “Onsuz yapamamak sevgi midir, yoksa bir bağımlılık mı?”, “Onun ilgisini kaybetmemek için neden kendimden bu kadar veriyorum?” lişkilerde sınırlar kaybolduğunda, sevgi yerini bağımlılığa bırakabilir. Fakat bunu fark etmek her zaman kolay değildir.
Hayat bazen geçmişin gölgesinde geçer. Bir karar alırız, bir kelime söyleriz ya da sadece bir şeyi yapmadığımız için yıllar boyu içten içe kendimizi suçlarız. Zaman geçer, hayat değişir ama içimizdeki o ince sızı kalır. Bazı duygular vardır, açıkça ortaya çıkmazlar ama sessizce içeride büyür, şekil değiştirir, bazen bedenimize ağrı olarak, bazen huzursuzluk olarak geri döner. İşte suçluluk duygusu da bunlardan biridir. Açık bir ifade bulamaz çoğu zaman; yüzleşilmediği için yıllarca bastırılır, yutulur, ama içten içe kişinin benlik algısını kemirmeye devam eder.