Ankara Psikolog: Aşırı Alınganlık ve Kırılganlık Neden Olur?

aşırı alınganlık ve kırılganlık yaşayan kişinin pencere önünde düşünceli hali
Aşırı alınganlık, eleştiriye hassasiyet, değersizlik hissi ve ilişkilerde kolay kırılma üzerine psikolojik açıklama

Aşırı alınganlık, kişinin sözleri, bakışları, davranışları ya da küçük değişiklikleri kolayca kişisel algılamasıdır. İnsan zaman zaman kırılabilir, yanlış anlaşılabilir ya da eleştiriden etkilenebilir. Ancak bu durum sık yaşanıyorsa, kişi ilişkilerde sürekli inciniyor, kendini savunmak zorunda hissediyor ya da küçük olaylardan büyük anlamlar çıkarıyorsa aşırı alınganlık ilişkileri ve günlük yaşamı zorlaştırabilir.

Aşırı alınganlık çoğu zaman sadece “hassas olmak” değildir. Bu duygunun arkasında değersizlik hissi, yetersizlik duygusu, eleştirilme korkusu, reddedilme hassasiyeti, geçmiş ilişkilerde yaşanan kırılmalar veya çocuklukta yeterince görülmemiş olmak bulunabilir.

Alıngan kişi çoğu zaman kötü niyetli değildir. Tam tersine, çoğu zaman fazla düşünür, fazla hisseder ve karşı tarafın ne demek istediğini anlamaya çalışırken kendi içinde yorulur. Bir cümle, bir sessizlik, bir geç cevap ya da yüz ifadesi zihninde büyüyebilir. “Bana mı kızdı?”, “Beni mi önemsemiyor?”, “Yanlış bir şey mi yaptım?”, “Beni değersiz mi görüyor?” gibi düşünceler devreye girebilir.
devamını oku

Yetersizlik Hissi Nedir? Kendini Yeterince İyi Görmemek

yetersizlik hissi psikoloji
yetersizlik hissi psikoloji

Yetersizlik hissi, kişinin kendini olduğu haliyle yeterli, başarılı, değerli ya da kabul edilebilir görmekte zorlanmasıdır. İnsan bazen eksik hissedebilir, hata yapabilir, başarısız olabilir ya da kendinden memnun olmayabilir. Ancak yetersizlik hissi sık tekrar ediyorsa, kişinin kendine bakışını, ilişkilerini, iş hayatını ve kararlarını etkilemeye başlayabilir.

Kendini yeterince iyi görmemek çoğu zaman yalnızca “özgüven eksikliği” değildir. Bu duygunun arkasında eleştirilme korkusu, değersizlik hissi, geçmiş deneyimler, yüksek beklentiler, mükemmeliyetçilik, çocuklukta yeterince görülmemek ya da sürekli başkalarıyla kıyaslanmak olabilir.

Yetersizlik hissi yaşayan kişi çoğu zaman dışarıdan başarılı, uyumlu ya da güçlü görünebilir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini sorgular. “Yeterince iyi miyim?”, “Başaramazsam ne olur?”, “Ya insanlar yetersiz olduğumu fark ederse?”, “Benden daha iyileri var” gibi düşünceler zihnini yorabilir.

Bu yazıda yetersizlik hissi nedir, kendini yeterince iyi görememek neden olur, yetersizlik hissi ilişkileri ve günlük hayatı nasıl etkiler, bu duygu ile baş etmek için neler yapılabilir sorularını sade bir dille ele alacağız.
devamını oku

Ankara Çift Terapisi: Güven Problemi Nasıl Ele Alınır?

güven terapisi
ankara güven ve aldatma

Ankara çift terapisi arayan birçok çiftin en önemli gündemlerinden biri güven problemidir. Güven, bir ilişkinin yalnızca sadakatle ilgili kısmı değildir. Güven; anlaşılmak, korunmak, önemsenmek, açık davranmak ve ilişkide duygusal olarak güvende hissetmekle de ilgilidir.

Bir ilişkide güven zedelendiğinde çiftler aynı evin içinde olsalar bile birbirine uzak hissedebilir. Konuşmalar daha dikkatli yapılır. Mesajlar, davranışlar, geç kalmalar, sessizlikler ve küçük değişiklikler bile şüphe yaratabilir. Bir taraf sürekli açıklama beklerken, diğer taraf sürekli sorgulandığını hissedebilir.

Güven problemi bazen aldatma sonrası ortaya çıkar. Bazen yalanlar, gizlemeler, tutulmayan sözler, duygusal uzaklık ya da tekrar eden hayal kırıklıkları güveni zedeler. Bazı ilişkilerde ise geçmiş ilişkilerden veya çocukluk yaşantılarından gelen güvensizlik bugünkü ilişkiye taşınır.

Bu nedenle güven problemi yalnızca “Bana güvenmiyor” cümlesiyle açıklanamaz. Çoğu zaman ilişkinin içinde birikmiş kırgınlıklar, söylenmemiş duygular, korunmamış sınırlar ve tekrar eden iletişim döngüleri vardır. Ankara çift terapisi sürecinde amaç kimin haklı olduğunu bulmak değil, güvenin nasıl zedelendiğini ve yeniden nasıl kurulabileceğini anlamaktır.
devamını oku

İnsan Neden Sürekli Onaylanmak İster?

Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçme
Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek

Onaylanma ihtiyacı, kişinin değerli, yeterli, sevilebilir ya da doğru biri olduğunu başkalarının tepkisiyle hissetmeye çalışmasıdır. İnsan zaman zaman beğenilmek, takdir edilmek, görülmek ve kabul edilmek ister. Bu oldukça insani bir ihtiyaçtır. Ancak kişi kendi değerini sürekli başkalarının onayına bağlıyorsa, bu ihtiyaç zamanla yorucu bir döngüye dönüşebilir.

Sürekli onay bekleyen kişi çoğu zaman kendi kararından emin olmakta zorlanır. Bir şey yapmadan önce “İnsanlar ne der?”, “Beni yanlış anlarlar mı?”, “Yetersiz görünür müyüm?”, “Beğenilmezsem ne olur?” diye düşünür. Bu düşünceler arttıkça kişi kendi iç sesinden uzaklaşır ve dışarıdan gelecek tepkiye göre yaşamaya başlar.

Onaylanma ihtiyacı sadece ilgi istemek değildir. Bazen insanın içindeki değersizlik, yetersizlik, eleştirilme korkusu ya da terk edilme kaygısı başkalarının onayıyla yatışmaya çalışır. Kişi onay aldığında kısa süreli rahatlar. Fakat bu rahatlama uzun sürmez. Bir süre sonra yeniden beğenilmek, yeniden takdir edilmek, yeniden doğru bulunmak ister.
devamını oku