
Ağlayamamak, kişinin üzülse, kırılsa ya da içi dolsa bile duygusunu gözyaşıyla dışarı çıkaramamasıdır. İnsan bazen ağlamak ister ama ağlayamaz. Boğazı düğümlenir, göğsü sıkışır, içi dolar; fakat duygu bir türlü akmaz.
Bu durum duygusuz olmak anlamına gelmez. Bazen kişi çok şey hisseder ama o duyguya yaklaşmak ona fazla gelir. Bu yüzden beden ve zihin kendini kapatır.
Bazı insanlar çocukluktan itibaren ağlamamayı öğrenir. Güçlü durmak, belli etmemek, dağılmamak ve kimseye yük olmamak onlar için alışkanlık haline gelir. Zamanla ağlamak zayıflık gibi hissedilir.
devamını oku

Adaptasyon: Organizmanın çevresel koşullara uyum sağlama süreci.
Hayat bazen geçmişin gölgesinde geçer. Bir karar alırız, bir kelime söyleriz ya da sadece bir şeyi yapmadığımız için yıllar boyu içten içe kendimizi suçlarız. Zaman geçer, hayat değişir ama içimizdeki o ince sızı kalır. Bazı duygular vardır, açıkça ortaya çıkmazlar ama sessizce içeride büyür, şekil değiştirir, bazen bedenimize ağrı olarak, bazen huzursuzluk olarak geri döner. İşte suçluluk duygusu da bunlardan biridir. Açık bir ifade bulamaz çoğu zaman; yüzleşilmediği için yıllarca bastırılır, yutulur, ama içten içe kişinin benlik algısını kemirmeye devam eder.