İnsan Neden Sürekli Onaylanmak İster?

Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçme
Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek

Onaylanma ihtiyacı, kişinin değerli, yeterli, sevilebilir ya da doğru biri olduğunu başkalarının tepkisiyle hissetmeye çalışmasıdır. İnsan zaman zaman beğenilmek, takdir edilmek, görülmek ve kabul edilmek ister. Bu oldukça insani bir ihtiyaçtır. Ancak kişi kendi değerini sürekli başkalarının onayına bağlıyorsa, bu ihtiyaç zamanla yorucu bir döngüye dönüşebilir.

Sürekli onay bekleyen kişi çoğu zaman kendi kararından emin olmakta zorlanır. Bir şey yapmadan önce “İnsanlar ne der?”, “Beni yanlış anlarlar mı?”, “Yetersiz görünür müyüm?”, “Beğenilmezsem ne olur?” diye düşünür. Bu düşünceler arttıkça kişi kendi iç sesinden uzaklaşır ve dışarıdan gelecek tepkiye göre yaşamaya başlar.

Onaylanma ihtiyacı sadece ilgi istemek değildir. Bazen insanın içindeki değersizlik, yetersizlik, eleştirilme korkusu ya da terk edilme kaygısı başkalarının onayıyla yatışmaya çalışır. Kişi onay aldığında kısa süreli rahatlar. Fakat bu rahatlama uzun sürmez. Bir süre sonra yeniden beğenilmek, yeniden takdir edilmek, yeniden doğru bulunmak ister.
devamını oku

Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek

sevilmek için kendinden vazgeçmek, ilişkide kendini kaybetmek ve ilişki terapisi
sevilmek için kendinden vazgeçmek, ilişkide kendini kaybetmek ve ilişki terapisi

Sevilmek için kendinden vazgeçmek, çoğu zaman bir anda fark edilen bir durum değildir. İnsan önce küçük tavizler verir. Kendi istemediği şeylere “tamam” der. Rahatsız olduğu konuları büyütmemeye çalışır. Kırıldığında susar. Kendi ihtiyacını erteleyip karşı tarafın beklentisine uyum sağlar. Başta bunların hepsi ilişkiyi korumak gibi görünür.

Fakat zamanla kişi şunu fark etmeye başlar: İlişki devam ediyor ama ben kendim gibi değilim.

Sevilmek, insanın en temel duygusal ihtiyaçlarından biridir. Hepimiz değer görmek, önemsenmek, kabul edilmek ve birinin hayatında anlamlı bir yerde durmak isteriz. Ancak bu ihtiyaç, kişinin kendi sınırlarını, duygularını ve değerini yok saymasına neden oluyorsa ilişki sağlıklı bir bağ olmaktan çıkabilir.

Bazı insanlar ilişkide sevilmek için daha uyumlu olmaya çalışır. Daha az sorun çıkarır, daha az ister, daha çok verir, daha çok katlanır. Karşı taraf uzaklaşmasın, kırılmasın, kızmasın ya da terk etmesin diye kendi gerçekliğinden vazgeçer. Bu noktada sevgi, kişinin kendini rahatça ortaya koyduğu bir alan olmaktan çıkar; kabul edilmek için sürekli çabaladığı bir sınava dönüşür.
devamını oku

Yas Süreci Nedir? Yas Terapisi Ne Zaman Gerekir?

Yas süreci, kayıp sonrası yaşanan duygular, yas belirtileri, travmatik yas, yas terapisi ve psikolojik destek alma zamanını anlatan psikoloji blog görseli.
yas süreci, yas terapisi ve ankara psikolog tavsiyesi

Yas süreci, kişinin sevdiği birini, önemli bir ilişkiyi, sağlığını, işini, evini, güven duygusunu ya da hayatındaki anlamlı bir şeyi kaybetmesiyle başlayan duygusal bir süreçtir. Yas denildiğinde çoğu insanın aklına yalnızca ölüm gelir. Ancak yas sadece ölümden sonra yaşanmaz. Ayrılık, boşanma, aldatılma, göç, hastalık, iş kaybı, deprem, aileden uzaklaşma ya da hayatın eski halini kaybetmek de yas duygusunu ortaya çıkarabilir.

Yas, insanın kaybettiği şeye verdiği doğal bir tepkidir. Bu yüzden yas tutmak zayıflık değildir. Aksine, bağ kurmuş olmanın ve kaybın kişi için anlam taşıdığının göstergesidir. İnsan bazen kaybettiği kişiyi özler, bazen öfkelenir, bazen suçluluk duyar, bazen hiçbir şey hissetmiyormuş gibi olur. Bu duyguların hepsi yas sürecinin içinde görülebilir.

Yas süreci herkes için aynı şekilde ilerlemez. Kimi insan çok ağlar, kimi insan donuklaşır. Kimi kişi hemen konuşmak ister, kimi uzun süre sessiz kalır. Kimi kaybın ardından günlük hayata tutunmaya çalışır, kimi ise en basit işleri bile yapmakta zorlanır. Bu farklılıklar, yasın kişiden kişiye değişen bir süreç olduğunu gösterir.
devamını oku

Travma Nedir? Psikolojik Travma Belirtileri Nasıl Anlaşılır?

Travma nedir, psikolojik travma belirtileri nasıl anlaşılır, çocukluk travması, travmanın bedendeki etkileri, kaygı ve ilişkilerle bağlantısı üzerine hazırlanmış psikoloji blog görseli.
travma nedir, psikolojik travma belirtileri ve ankara travma terapisi

Travma nedir sorusu, çoğu insanın ancak zor bir yaşantıdan sonra sormaya başladığı bir sorudur. Çünkü travma denildiğinde akla genellikle çok büyük olaylar gelir. Savaş, deprem, kaza, şiddet, kayıp ya da ağır bir tehdit travma olarak düşünülür. Bunlar elbette travmatik olabilir. Fakat travma yalnızca olayın büyüklüğüyle açıklanmaz.

Travma, kişinin yaşadığı bir olay karşısında kendini çaresiz, güvensiz, kontrolsüz ya da yoğun biçimde tehdit altında hissetmesiyle ortaya çıkabilir. Aynı olay bir kişide derin bir iz bırakırken, başka bir kişide aynı etkiyi yaratmayabilir. Bu nedenle travmayı anlamak için sadece “ne oldu?” sorusuna değil, “kişinin içinde ne oldu?” sorusuna da bakmak gerekir.

Bazı insanlar yaşadıkları şeyin travma olduğunu hemen fark eder. Bazıları ise yıllarca “geçti gitti” sanır. Ancak beden, zihin ve ilişkiler bazen geçmişte yaşananları taşımaya devam eder. Kişi bugün kaygı, öfke, iç sıkıntısı, güvensizlik, uyku sorunları, panik belirtileri ya da ilişkilerde sürekli tetikte olma hali yaşayabilir. Bu belirtilerin arkasında geçmişte yaşanan zorlayıcı deneyimler olabilir.
devamını oku