İlişkilerde kendinizi hep aynı döngünün içinde buluyor musunuz? Farklı kişilerle tanışıyorsunuz, belki her seferinde “Bu sefer farklı olacak” diyorsunuz ama sonunda yine aynı kırgınlıklar, aynı tartışmalar ve aynı mutsuzluk… Eğer bu cümleler size tanıdık geliyorsa, merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Aslında bu, çoğumuzun farkında olmadan yaptığı bir şey.
Çünkü ilişkilerde yaptığımız hatalar sadece o anki durumlarla ilgili değil, bizim geçmişimiz, çocukluğumuz, ailemiz ve öğrendiğimiz ilişki kalıplarıyla da çok yakından bağlantılıdır. Peki, neden hep benzer ilişkilere giriyoruz? Neden geçmişte bizi üzen birini bırakıp yeni bir ilişkiye başladığımızda bile benzer sorunlarla karşılaşıyoruz?
devamını oku
İnsan zihni, kendini koruma konusunda oldukça yaratıcıdır. Hepimiz zaman zaman zorlayıcı duygular, stresli durumlar ve iç çatışmalar yaşarız. İşte tam da bu noktada, farkında olmasak bile zihnimiz savunma mekanizmalarını devreye sokar.
Bağlanma stili, kişinin kendisini ve çevresini nasıl algıladığını, seçimlerini, kararlarını, baş etme becerilerini, romantik ve yakın ilişkilerini belirlemektedir. Bağlanma, hayatımızdaki en temel duygusal ihtiyaçlardan biridir. Çocukken anne babamızla kurduğumuz ilişki, büyüdüğümüzde romantik ilişkilerimizi nasıl yaşadığımızı büyük ölçüde etkiler. Bizi seven ve değer veren bir ortamda büyüdüysek, ilişkilerimizde de sevgiye ve güvene dayalı bir yaklaşım benimseriz. Ancak çocuklukta yaşanan ihmal, reddedilme ya da tutarsızlık, yetişkinlikte kurduğumuz bağların dengesini bozabilir.
Hepimiz hayatımızın bir noktasında, belki bir arkadaşımızın isteğine karşı koyamadık ya da çok yoğun bir günümüzde bir çalışma arkadaşımızın yardım talebini kabul ettik. Belki o an, hayır demek bizi bencil gösterecek diye korktuk ya da birini kırmaktan çekindik. Bir düşünün, hayır diyemediğiniz o anlarda kendinizi ne kadar sıkışmış ya da suçlu hissettiniz? Sıkça başkalarının mutluluğu için kendi önceliklerinizi feda ettiğiniz oldu mu?