
Bazı dönemlerde insan kendini sürekli ağlamak üzereymiş gibi hissedebilir. Ortada çok belirgin bir neden yoktur ama boğazda bir düğüm, göğüste bir sıkışma, içte bir doluluk hissi vardır. Bazen küçük bir cümle, bir şarkı, bir bakış ya da gün içinde yaşanan sıradan bir olay bile gözleri doldurabilir.
Sürekli ağlamak istemek çoğu zaman “zayıflık” değildir. Aksine, kişinin uzun süredir taşıdığı duygusal yükün artık görünür hale gelmesidir. İnsan bazen günlerce, haftalarca hatta aylarca güçlü durmaya çalışır; konuşmaz, bastırır, idare eder, erteler. Ama beden ve zihin bir noktadan sonra bu yükü başka şekilde dışarı çıkarır. Ağlama isteği bazen tam da bu yüzden gelir.
Ağlamak, çoğu zaman yalnızca üzüntünün değil; yorgunluğun, kaygının, kırgınlığın, bastırılmış öfkenin, çaresizliğin veya artık dayanacak gücü kalmamanın da ifadesidir. Bu yüzden “Neden ağlamak istiyorum?” sorusunun cevabı her zaman tek bir olayda bulunmaz. Bazen mesele o gün yaşanan şey değil, uzun zamandır biriken şeydir.
devamını oku
Bazı insanlar hayatında güzel bir şey olduğunda rahatlamak yerine gerilir. Bir ilişki iyi gidiyordur, işler yavaş yavaş yoluna giriyordur, uzun zamandır beklediği bir fırsat karşısına çıkmıştır; ama içeride tuhaf bir huzursuzluk başlar. Sanki bu iyi hal uzun sürmeyecekmiş, birazdan kötü bir şey olacakmış ya da her şey bir anda bozulacakmış gibi hisseder.
Affetmek zorunda değilsin.