Duygusal Uyuşma Nedir? Hiçbir Şey Hissetmemek Ne Anlama Gelir?

duygusal uyuşma ve hiçbir şey hissetmemek üzerine yalnızlık temalı psikoloji görseli
Duygusal uyuşma, kişinin acıya, sevince, yakınlığa ya da hayata karşı eskisi kadar temas kuramamasıyla ilişkili olabilir.

Duygusal uyuşma, kişinin sevinç, üzüntü, öfke, heyecan ya da yakınlık gibi duygulara eskisi kadar temas edememesi durumudur. Kişi bazen “hiçbir şey hissetmiyorum”, “içim boş gibi”, “ağlayamıyorum”, “sevinemiyorum” ya da “olan bitene uzaktan bakıyor gibiyim” diyebilir.

Bu durum her zaman duygusuzluk anlamına gelmez. Bazen kişi çok şey hissettiği için değil, artık daha fazla hissetmeye dayanamadığı için kapanır. Duygusal uyuşma çoğu zaman zihnin ve bedenin kendini korumaya çalıştığı bir savunma hali olabilir.

İnsan uzun süre kaygı, stres, travma, hayal kırıklığı, yas, ilişki sorunları ya da tükenmişlik yaşadığında duygusal sistemi yorulabilir. Bir noktadan sonra kişi artık acıyı da, sevinci de, özlemi de aynı canlılıkta hissedemez. Bu da hayatı uzaktan izliyormuş gibi bir his yaratabilir.
devamını oku

İlişkide Değersiz Hissetmek Neden Olur?

ilişkide değersiz hissetmek ve partner tarafından görülmemek üzerine ilişki temalı görsel
İlişkide değersiz hissetmek, kişinin partneri tarafından görülmediğini, önemsenmediğini ya da sürekli kendini kanıtlamak zorunda kaldığını hissetmesiyle ortaya çıkabilir.

İlişkide değersiz hissetmek, kişinin partneri tarafından yeterince görülmediğini, önemsenmediğini, seçilmediğini ya da duygusal olarak geri planda kaldığını hissetmesidir. Bu duygu bazen açık bir ihmalin sonucudur. Bazen de kişinin geçmişten getirdiği değersizlik, terk edilme korkusu ya da onaylanma ihtiyacı ilişki içinde yeniden tetiklenir.

Bir insan ilişkide sevildiğini bilse bile değerli hissetmeyebilir. Partner yanında olabilir ama ilgisiz görünüyorsa, duygularını küçümsüyorsa, ihtiyaçlarını önemsemiyorsa ya da sürekli kendini savunmak zorunda bırakıyorsa kişi içten içe “Ben onun için yeterince önemli değilim” diye hissedebilir.

İlişkide değersiz hissetmek zamanla kişinin kendine bakışını da etkiler. Kişi daha fazla çabalar, daha fazla açıklama yapar, daha fazla alttan alır ya da partnerin ilgisini kazanmak için kendinden vazgeçmeye başlar. Bu durumda ilişki bir bağ kurma alanı olmaktan çıkar; kişinin kendi değerini kanıtlamaya çalıştığı bir yere dönüşür.
devamını oku

İlişkide Sürekli Alttan Almak Neden Zarar Verir?

ilişkide sürekli alttan almak ve duygusal olarak uzaklaşan çift görseli
İlişkide sürekli alttan almak, kişinin kendi duygularını bastırmasına, sınırlarını kaybetmesine ve zamanla kırgınlık biriktirmesine neden olabilir.

İlişkide alttan almak, bazen tartışmayı büyütmemek, ilişkiyi korumak ya da karşı tarafı kırmamak için yapılan bir davranış gibi görünür. İnsan zaman zaman geri adım atabilir, anlayış gösterebilir, sakin kalmayı seçebilir. Ancak kişi sürekli alttan alıyorsa, bu artık olgunluk değil; kendi duygularını bastırma biçimine dönüşebilir.

Bazı insanlar ilişkide sorun çıkmasın diye susar. Kırıldığını söylemez. Haklı olduğu yerde bile geri çekilir. Kendi ihtiyacını dile getirmek yerine karşı tarafın öfkesini, kırgınlığını ya da tepkisini yatıştırmaya çalışır. Bir süre sonra ilişki devam eder ama kişi kendi içinde yalnızlaşır.

İlişkide alttan almak özellikle hayır diyememek, sınır koyamamak, terk edilme korkusu, suçluluk duygusu, değersizlik hissi ve onaylanma ihtiyacıyla bağlantılı olabilir. Kişi ilişki bozulmasın diye kendinden vazgeçtiğinde, görünürde huzur sağlanır ama içeride kırgınlık birikir.
devamını oku

Kırılmamak İçin Uzaklaşmak Neden Olur?

kırılmamak için uzaklaşmak ve ilişkide duygusal mesafe yaşayan çift görseli
Kırılmamak için uzaklaşmak, kişinin sevmediği için değil; incinmekten, reddedilmekten ya da yeniden kırılmaktan korktuğu için mesafe koymasıyla ilişkili olabilir.

Kırılmamak için uzaklaşmak, kişinin incinmekten, hayal kırıklığı yaşamaktan ya da tekrar aynı acıyı hissetmekten korunmak için duygusal mesafe koymasıdır. Bazı insanlar çok sevmediği için değil, çok kırılmaktan korktuğu için uzaklaşır.

İlişkide biri yakınlaştıkça kişi geri çekilebilir. Mesajlara geç dönebilir, duygularını azaltmaya çalışabilir, ilgisini saklayabilir ya da “çok bağlanırsam zarar görürüm” diye düşünebilir. Dışarıdan bakıldığında bu soğukluk gibi görünür. Oysa içeride çoğu zaman kırılma korkusu vardır.

Kırılmamak için uzaklaşmak bazen güçlü görünmenin bir yolu gibi yaşanır. Kişi “Ben kimseye ihtiyaç duymuyorum” der. Fakat aslında ihtiyacı yok değildir; sadece ihtiyacının görünmesinden korkar. Çünkü görünürse incineceğini, değer verirse kaybedeceğini ya da yakınlaşırsa kontrolü kaybedeceğini hissedebilir.
devamını oku