İkincil yaralanma, kişinin yaşadığı zor bir olayı paylaştıktan sonra beklediği anlayışı görememesiyle ortaya çıkan ek bir incinme halidir. İnsan zaten duygusal olarak etkilendiği bir deneyimi anlatırken doğal olarak anlaşılmayı, destek görmeyi ve duygusunun ciddiye alınmasını ister. Bu paylaşım çoğu zaman bir “iyileşme” adımı olarak görülür; kişi duygusunu dışa vurduğunda rahatlayacağını, karşısındaki kişinin en azından basit bir anlayış göstereceğini düşünür. Duygusal açıdan en kırılgan olduğu anda bir başkasına yönelir ve bu yöneliş, içsel olarak “beni duy” beklentisi taşır. Ancak bunun yerine küçümseyen, suçlayan, önemsemeyen ya da konuyu geçiştiren bir tavırla karşılaştığında, yaşadığı ilk acının üzerine yeni bir kırılma eklenir.
Kişi bu noktada sadece yaşadığı olayı değil, aynı zamanda o duyguyu paylaştığı ilişkiyi de sorgulamaya başlar. “Demek ki beni anlamıyor”, “Demek ki duygum önemli değil” gibi düşünceler oluşur ve bu düşünceler olayın kendisinden çok daha yıpratıcı olabilir.
devamını oku
Adaptasyon: Organizmanın çevresel koşullara uyum sağlama süreci.
Bir gece herkes uyuduktan sonra aniden uyanırsınız. İçinizde bir ağırlık vardır. Belki gün içinde söylediğiniz bir söz, belki yıllar önce verdiğiniz bir karar ya da belki sadece kendi ihtiyaçlarınızı gözettiğiniz bir an…
Hayat bazen geçmişin gölgesinde geçer. Bir karar alırız, bir kelime söyleriz ya da sadece bir şeyi yapmadığımız için yıllar boyu içten içe kendimizi suçlarız. Zaman geçer, hayat değişir ama içimizdeki o ince sızı kalır. Bazı duygular vardır, açıkça ortaya çıkmazlar ama sessizce içeride büyür, şekil değiştirir, bazen bedenimize ağrı olarak, bazen huzursuzluk olarak geri döner. İşte suçluluk duygusu da bunlardan biridir. Açık bir ifade bulamaz çoğu zaman; yüzleşilmediği için yıllarca bastırılır, yutulur, ama içten içe kişinin benlik algısını kemirmeye devam eder.