
Birinin ilgisi azaldığında bazı insanlar geri çekilmek yerine daha çok çabalamaya başlar. Daha fazla mesaj atar, daha fazla açıklama yapar, daha anlayışlı olmaya çalışır, kendini daha çok göstermeye çalışır. Karşı taraf uzaklaştıkça kişi onun ilgisini geri kazanmak için daha fazla emek verir.
İlk bakışta bu durum sevgi gibi görünebilir. “Onu sevdiğim için çabalıyorum” diye düşünülebilir. Fakat bazen bu çabanın altında sevgi kadar kaygı da vardır. Kişi karşı tarafı gerçekten istediği için değil, onun ilgisini kaybettiğinde kendini değersiz, yetersiz ya da terk edilmiş hissettiği için daha çok çabalar.
Bu yüzden ilgi azalınca verilen tepki yalnızca karşı tarafla ilgili değildir. O ilginin azalması kişinin içinde daha eski bir duyguyu tetikleyebilir. “Beni artık istemiyor mu?”, “Ben bir hata mı yaptım?”, “Yeterince iyi değil miyim?”, “Benden sıkıldı mı?” gibi düşünceler devreye girdiğinde ilişki bir bağ olmaktan çıkar, kişinin kendi değerini kanıtlama alanına dönüşür.
Birinin ilgisi azaldığında daha çok çabalamak, çoğu zaman ilişkiyi kurtarma çabası gibi görünür. Ama bazen kişi ilişkiyi değil, kendi içindeki kaygıyı yatıştırmaya çalışıyordur.
devamını oku

Sevgi, güven, paylaşım… Bir ilişkiden beklediğimiz temel duygular bunlarken, bazı ilişkiler tam tersine bizi tüketir, değersiz hissettirir, hatta duygusal olarak yıkar. Yine de o kişiden kopamaz, ona karşı derin bir bağ hissederiz. Mantığımız “Kaç!” diye haykırırken, kalbimiz “Kal!” demeye devam eder. İşte bu çelişki, toksik aşkın en can alıcı noktasıdır.
Hayat bazen geçmişin gölgesinde geçer. Bir karar alırız, bir kelime söyleriz ya da sadece bir şeyi yapmadığımız için yıllar boyu içten içe kendimizi suçlarız. Zaman geçer, hayat değişir ama içimizdeki o ince sızı kalır. Bazı duygular vardır, açıkça ortaya çıkmazlar ama sessizce içeride büyür, şekil değiştirir, bazen bedenimize ağrı olarak, bazen huzursuzluk olarak geri döner. İşte suçluluk duygusu da bunlardan biridir. Açık bir ifade bulamaz çoğu zaman; yüzleşilmediği için yıllarca bastırılır, yutulur, ama içten içe kişinin benlik algısını kemirmeye devam eder.